belki de şu an seninle el ele olmamız gerekiyordu
hazır kar yağıyor deyip dışarı atmamız gerekiyordu kendimizi
harflerin biçimini zorlaya zorlaya konuşmamız
bir hâl olup yorgun argın tatlı sularımıza dalmamız gerekiyordu
gözlerin yusyuvarlak bakarken yüzüme
terli şiirler dökülüyor dudaklarımdan
ellerin kar taneleri kadar yakınken bembeyaz ellerime
bakamadığım her sayfasında aşk oluyor gözlerin
göklere uzanan merdivenlerimiz var biliyoruz
ne kadar mutsuz görünsek de ayrılıktan
her biri ayrı bir güzellikte onlarca maskemiz var
birinde isayız çilekeş diğerinde muhammed yok yalan
gözlerindeki aşkı okuyamadığım zamanlarda
annem fışkırıyor çırılçıplak kayalıklardan
toprağa düşen bir damla süt ile
tenimiz çatlıyor ayrılışın memelerinden
gözlerimizden emin olamadığımız bakışlar
her defasında ayrı bir öldürüyor bizi
Bu beyitleri, yıllardan beridir yarım kalmış, tamamlanmayı bekleyen şiirlerden parçalar olarak okuyorsunuz. Bunlarla beraber aslında nasıl bir gel-git yaşadığımı da anlatmış oluyorum zaman içinde. Bu yarım kalan şiirlerin hiçbir şekilde tamamlanamayacağını anladığımda tutup buraya yazayım dedim.
Öyle bakmayın. Hepimizin olmuyor mu yarım bıraktığımız, çok sonra tamamlamak için adım attığımız; fakat başarılı olmadığımız işlerimiz. Ölüm geldiğinde bile aslında hayatımızı tamamlamış sayılmayız. Biz aslında hiçbir şekilde hiçbir şeyi tamamlamış sayılmıyor muyuz yoksa? Ne kadar ayıp!