Haftada bir sinemaya gitmek gibi bir alışkanlık oturtmaya çalışıyorum. Gerçi vizyonda bu tempoya değecek film olmuyor genelde. İki haftadır devam ediyorum sürdürebilir miyim bilmiyorum.
Sürdürebilmek için ise iddiasına tavla oynuyoruz. Kaybeden biletleri alıyor. Geri dönüş olarak ben de kahveleri ödüyorum ama zaten maksat yeşillik olsun.
Geçen hafta 'Ailecek Şaşkınız' filmine gitmiştik. Filme beklentimi çok düşürüp gittiğim için keyif aldım açıkçası. Ama tabi Murat Cemcir ve Ahmet Kural ikilisinden çok daha fazlasını bekliyor insan. Selçuk Aydemir gittikçe bozuyor umarım leşe bağlamaz.
Bu haftaki iddiamız Kaybedenler Kulübü Yolda veya Tomb Raider üzerineydi. Fakat yorumları okuyunca kız arkadaşım ikisini de istemedi. Başka bir arkadaşımın aklında 'Ready Player One' filmi varmış. Fantastik ve bilim kurgu konusunda iyi değilim ve arkadaşıma bu konuda baya güveniyodum. Bizim filmler bizi düşürdüğü için teklif cazip geldi ve gittik.
Film, Steven Spielberg'in (filme çok ani gittiğimiz için sonradan fark ettim. Açıkçası ne alaka lan tepkisini verdim). 3D olan film 2045 yılında oyun dünyası ve bu oyun dünyasının distopik yansımasını anlatıyor. Akıcılık ve yaratıcılık konusunda baya başarılı olmuşlar. Keyifle izledim. Ama beni en çok çeken; geçmişe yaptıkları çok keyifli göndermelerdi. Bu göndermeleri defalarca yaptılar ve hepsi ayrı ayrı çok başarılıydı.
Film analizi vesaire amaçlı hazırlanıyorum bu postu. Amacım hazır vizyondayken yakalayın ve görsel şölen izleyin istiyorum. Ek olarak teknolojinin sosyal hayata yansıması ve körelen hislere, hazlara çok yerinde göndermeler yapmışlar. Bence alın gözlüğünüzü biraz şu yoğunluktan çıkın.