Tarihsel öneminin yanı sıra Birinci derecede Anıtsal Eser konumunda olan Tabya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra kullanılmadığı bilinmektedir. Geçen zaman içinde önemli ölçüde tahribata uğradığı, taşların sökülüp götürüldüğü, çöküntüler olduğu görülmüştür. Yer teslimi sonrasında eserin toprak altında kalan kısımlarının olup olmadığının tespiti için Jeoradar tekniği ile araştırma çalışmaları yapılmış; toprak altında kalmış topçu bataryaları, toprak altında kalmış dehliz odalarında bulunan havalandırma kanallarının bacaları, sarnıç ve kanal olduğu belgelenmiştir. Bu mekanların gün yüzüne çıkartılması için Edirne Müzesi yetkililerinin denetiminde itinalı araştırma kazıları yapılmıştır. Kazılar sırasında ortaya çıkartılan rütbe, kama, mektup vb. gibi tarihi değeri olan buluntular müze yetkililerine teslim edilmiştir.
Balkan Harbi’nde Edirne’yi savunan tabyalardan en büyüğü Hıdırlık Tabyası, 1912 tarihinde cereyan eden I. Balkan Savaşı’nda son derece önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda Şükrü Paşa’nın karargâhı olarak kullanılmıştır. Hıdırlık Tabyası, Balkan savaşları sonrası önemini yitirmiş, gelişen top teknolojisinin gerisinde kalmıştır. Zaman içinde yer yer kullanılsa da bilinçsiz kullanım sonucu oluşan tahribata daha fazla karşı koyamamıştır.
Bir askeri savunma yapısı olan tabyalarda, esas olan sağlamlık ve işlevselliktir. Tabyaların plan ve mimarisinin meydana getirilmesinde, bir üslup endişesinden çok, savunulacak olan yerin veya tepenin şekli, genişliği, yüksekliği ve stratejik önemi birinci derecede önemlidir.
Hıdırlık Tabyası, yaklaşık 1800 metreyi bulan çevresi ile Edirne’deki en büyük tabyadır. Nizamiye Ana Giriş Binası, Koğuş Binası, Topçu Odaları, Topçu Bataryaları (Top Mevzisi), Hendek ve Avlu’dan oluşmaktadır.
All the photos I share are mine.
Kaynak belirtmediğim tüm fotoğraflar bana aittir.