DEĞİŞİM ÖNCESİ BÜYÜK ÇARPIŞMA
Babam, elinde bir çikolata ve bir hediye paketi ile eve geldiğinde çok sevinmiştim. Gel buraya cadı, al al yanakların var dedi. Sıkı sıkı sarılarak yanaklarımdan öptü. Beş yaşındaki bir kız çocuğunun en sevinebileceği durumlardan birincisi babasının onu yanaklarından öpmesi ve bir diğeri de ona çikolata getirmesidir. Elinde beyaz bir poşet vardı .Elindeki büyük poşeti odanın köşesine koymuştu ki! Sevimli, haylaz küçük cadı kız olarak, poşeti karıştırdım. Annem biraz kızmıştı ama babam gülümseyerek bırak hanım dokunma prensesime dedi. Poşetin içinde bir hediye paketi vardı. Onu açtığımda, beyaz bir gelinlik almıştı bana. peri masalındaki küçük prenseslere benzemiştim. O zaman çok sevinip, babama koşarak defalarca yanaklarından öptüm. Babam da bana sarılarak defalarca öptü. Sevincime diyecek yoktu. Sevincimden ağlıyordum ve babama koşarak defalarca öptüm.
Ceren:
-Tuğçe! Tuğçe iyi misin? Kendine gel! Tuğçe! Tuğçee...
Tuğçe:
Yüzümde üst üste tokatlar hissederek gözlerimi açtım. Ağlayarak, şaşırmış ve korkan bir halde
-Ben neredeyim? diye söylendim.
Helikopterde, Ceren ve yanında beş kişilik özel eğitilmiş tam donanımlı bir tim vardı. Bu timin lideri Ceren idi. Dev kadroda ki Türk ajan sadece Tuğçe ve Ceren idi. Ceren Tim kaptanı, Tuğçe ise birinci teşkilatın amiral gemisiydi.
Ceren:
-Helikopterdesin Tuğçe. Sıkıntı yok güvendesin, sadece kısa bir süredir baygındın. Sana gereken tedaviyi yaptık daha iyi olacaksın.
Tuğçe uyandığında, yaralandığına değil rüyasında ki gibi babasının yanında olmadığına ve küçük bir melek olarak kalamadığına çok üzülmüştü. Bilinç altın da babasını ne kadar çok özlediğini anlamıştı. Hüzünlenerek gözlerinden bir iki damla yaş düştü. Babası küçük yaşta öldüğü için ona tarifsiz bir özlem hissettiğini anladı.
Tuğçe:
-Nasıl buldunuz beni?
Ceren:
Baygın ve yaralıydın. Kolundan vurulmuştun.
-Sana yerleştirdiğimiz verici sayesinde. Çokta zor olmadı seni bulmak. Bunu sende biliyorsun verici Çip kuralın bir parçası. Helikopter tepeye indiğinde seni bekledik. Sınırı geçtiğini görünce harekete geçtik.
Tuğçe:
-Ya esir düşseydim?
Ceren:
-Kafanı bir yere iyi çarpmışsın. Esir düşemezsin sen bunun için eğitildin.
Tuğçe:
-Ya esir düşseydim? O zaman ne olacaktı? Biran öyle hissettim.
Ceren:
-Gölgeye ait olan bir şeyi, kimse alamaz. Gölgeye ait olan Gölge'nindir, başka kimsenin değil.
-Ne yaptın? İş tamam mı? diye sormuyorum bile. Tersi düşünülemez.
Tuğçe:
-Tamam. Şimdi nereye gidiyoruz?
Ceren:
-Planlandığı gibi Paris'e gideceğiz, fakat öncesinde bir yere uğramamız gerek. Daha sonra da Gölge 'nin yanında olacağız.
-Umarım Kuzey Korede ki maceran güzel geçmiştir.
Tuğçe:
-Çekik gözlülerin hayatı, çekirge tadı gibi geçiyor. İşte çalışırken hem konuşmuyorlar hemde şekersiz çay gibiler. Orayı görünce güney tarafı daha çok sevmeye başladım.
-Sence bu Çip 'i, Gölge neden istedi? CIA hiç memnun olmayacak bundan biliyorsun değil mi?
Ceren:
-Bu da onun için zaten. Yeni oluşum Gölge 'ye kafa tutarken bir daha düşünmesi gerekecek.
Tuğçe:
CIA yeniden içselleşiyor galiba yoldan çıkması hiç iyi olmaz. Gölge ile Anlaşmazlık savaşın tetiğini çekmek olacaktır. Gölge 'de bu Çip ile bir adım öne geçecek.
Kuzey Kore ile ABD arasındaki atışma daha da kızışırken, Gölge de, Kuzey Kore 'ye yakınlık göstererek, Kuzey Kore 'yi tetikleyecek. Gölge CIA 'ya karşı bir üstünlük sağlayacak. ABD Kuzey Kore ile uğraşırken CIA 'yı düzene getirecek.
Ceren:
-Bu o kadar kolay değil. Gölge, Avrupa ve Çin 'i de CIA 'nın karşısına çıkartacak. Rusya ve Afrika'yı da bunun içine katacak. Bu CIA 'yı biraz uğraştırırken ABD, kendisine dayatılan iç karışıklığın tetiklenmesine engel olamayacaktır. Gölge, ABD 'nin ekonomi kartına oynayacak. En zayıf anında En zayıf yerinden vuracak. Bu değişimde CIA ya Ona karşı koymaktan vazgeçecek ya da bazı zorluklar dağıtılarak yeniden düzenlenecek. Gölgenin düzenine girmesi için ne gerekiyorsa yapılacak.
-Tamam burada ineceğiz. Bir akşam yemeğine davetliyiz. Güney Kore Başkan sekreteri bizi yemeğe davet etti. Bu Çip'deki Güney Kore tarafından Çoğaltılıp burada Üretimi yapılacak.
Tuğçe:
-Güney Kore CIA 'nın emrinde değil mi?
Ceren:
-Artık değil! bir seçenek yapmak zorunda. Ya yıkılan ABD 'nin yanında yer alacak ya da Gölge'nin.
-Zamanı geldi. Bir savaş çıkacak bu savaşın bir kazananı olacak. Bunu da zaman belirleyecek.
-Tanıtım... -Bölüm 1... -Bölüm 2... -Bölüm 3... -Bölüm 4...
Not: Buradaki benim ilk romanım ve ilk deneme yazımdır. Eğer yanlış bir şey görürseniz lütfen yorumlarda belirttiniz. Bu seriyi bitirene kadar sürdürmeyi planlıyorum umarım beğenirsiniz.
Bana destek olmak için, BEĞENMEYİ ve görüşlerinizi YORUMLAR kısmına bildirmeyi lütfen unutmayınız.
Şimdiden keyifle okumanızı diliyorum.