Belki şimdi birçoğunuz nasıl bir soru bu diyecek ! Bunun zamanı ve nasılı mı var ki ? Yani tabi ki en iyi şairin dahi şiir yazmak için bir zamanı veya hani o meşhur İlhami'si vardır ya. Gelmedi mi hiçbir şey çıkmaz ne dilden ne de gönülden. Sadece akıl çalışır onun verdikleri de ne yemeye gelir ne de yazmaya.
Şiir yazmak hem çok kolay hem de baya bir zor iş be. Hele hele şimdiki materyalist, koşturmalı, bencil ve duyguların köreldiği yaşam koşullarında nasıl gelsin ki bizim İlhami. Yanaşmak istese de O bize biz kapatmışız bütün kapıları.
Hani biri var ya adına Mandıra Filozofu deyince eminim ki hepiniz tanıyacaksınız. İşte o arkadaş o kadar güzel bir düşünce yapısına sahip ki. Ama bir de hani hepimizin bildiği "dağda velilik yapmak her kişinin işi, Şehir de veli olmak er kişinin işi" diye bir söz aynen öyle işte. Mandıra abimize söylemek kolay. Hadi gelde bakalım bizim şehirlerdeki yaşantımız ve çalışma şartlarımızın arasında o düşüncelere ne kadar yer var o zaman görüşelim.
İşte tam bu nedenle de artık ben bizim İlhami ile pek karşılaşamıyorum ve çıkmıyor birkaç satırlık bile birşeyler yazayım desem olmuyor. Neyse eskilerden bir şiirimi yayınlayayım da en azından kendimi hatırlayayım dedim. İyi okumalar okuyan arkadaşlara.
Bir Başka Ben Var İçimde
Sorular, sorgular hergün içimde büyüyen,
Bir bende, bir içimde iki koldan yürüyen,
Buhran mı yaşadıklarım beni benden sürükleyen
Kaybettim kendimi, arıyorum yeniden...
Ay mı güneşi, güneş mi ayı takip ediyor bilmem,
Bir bildiğim ben benden kaçıyorum bilmeden,
Sarmak istesem de kendi kendimi yeniden,
Ne yaramı bulabiliyorum, nede bedenimi ben...
Korkuyorum bazen o içimdeki yabancı olan benden,
Ne zamana kadar kalacak acaba bende bu beden,
Ölsem de biliyorum kurtuluş yok içimdekinden,
Bu sorular hiç bitmeyecek cevaplar gelse de ezelden
By Eshap Ünver