Hayata Bağlanmak Lazım
Hayata bağlanmak lazım. Tıpkı şu ağaç gibi. İki sene evvel Antalya'da çekmiştim bu fotoğrafları. Adı nedir, vatanı neresidir bilemiyorum; ama ne muhteşem bağlanmış toprağına, taşına! Baktıkça imreniyorum onun bu denli yaşama isteğine. Kendime pay çıkarıyorum. Bağlanmam lazım diyorum hayata.
Her gün yeniden, yine ve yine yeniden. Hiç durmadan, dinlenmeden hem yaşamaya gönüllü hem de ölüme hazır ve de nazır olmam gerek. Hayat işte tam da bu! Kocaman bir yalanın içinde hem var diye yaşadığımız yokluğu, hem de unutarak olmadığını sandığımız gerçeği bir arada barındırıyor: Yaşamak ve ölmek.
Hayat ile ölüm arasında tek nefes mesafe var. Tek nefeslik fark sadece. O yüzden bağlanmalı ve sahiplenmeliyiz. Yaşıyorsak, başlamışız demektir. Ve eğer bir başlangıç çizgisinden geçtiysek bitişe de razı olmamız gerek hiç tereddütsüz. Bu hayat bahşedilmiş ise bu 'ben'e, ölümü de bahşedilen bir armağana çevirmek gerek henüz vakit varken...