https://www.instagram.com/farukbicek/
Merhabalar efendim.
Bugun uzun bir aradan sonra tekrar yazmak istedim. Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir mevzu var. Artık dile getirmek istedim. Bana katılırsınız katılmazsınız size kalmış. :) Bakalım kendimi ne kadar ifade edebileceğim.
Konuya girmeden önce, konunun öncesi ile ilgili bazı şeylerden bahsetmek istiyorum. Bir anket yaptım ve iletişimde olduğum beni tanıdığını düşündüğüm insanlara çeşitli sorular yönelttim. Bu soruları 10 üzerinden puanlayarak derecelendirdiler. Sorularım; öfkeli, duygusal, sabırlı, dürüst gibi uzayan maddeler. Bu anketi bende kendim için derecelendirdim ve sonuçlarını şimdi burda konuşacağız. Burdan asıl gelmek istediğim konuya bu şekilde bir geçiş yapmış olacağım. Lütfen konu hakkında görüşlerini benimle paylaşmayı unutma. İyi okumalar.
Öncelikle anketteki cevaplarda bence ortalama %20 sapma miktarı var. Çünkü beni seven insanlar, hakkımda öyle çok düşük puan vermek demek istemediler haliyle. O yüzden biraz şişirilmiş elbet buna göre değerlendirmemi yapacağım. Sonuçta bu da benim için bir sonuç. Güzel noktalara götürecek bizi diye umuyorum.
Kendi verdiğim puanlar ile bana verilen puanların ortalaması arasında bariz bir fark var. Benim kendi gerçeklerim çok daha düşük puanlar aldı. Bu ne demek oluyor? Bu fark nerden geliyor? Bu farkın olması doğal mı? Bunun gibi bir sürü soru yönelttim kendime ve bazılarını başlıktanda anlaşılacağı gibi burda konuşacağız.
Bu anketi yapmaktaki amacım, kendi iç dünyamda tanımladığım ve yaşadığım Faruk ile etrafımdaki insanlar tarafından algılanan Faruk arasındaki farkı ortaya çıkarmak. Şimdi asıl soru bunu neden merak ettim? Uzun zamandır düşünüp duruyorum. Olmak istediğim Faruk ile gerçekteki Faruk neden farklı? Farkettim ki baya bildiğin harbi oyuncuyum yani iyi de bir oyuncu ha :). Ankette öyle diyor. Herşey yolunda etrafımdakilere göre :) Ama işin arka planı hiç öyle değil. Kendime verdiğim puanlar maalesef onların altında biraz.
Hani vardırya kötü fikirler ve düşünceler herkesin aklına gelir üşüşür ansızın ve asıl meselenin bunların içinden hangisini seçtiğindir. İyiyi o belirler. İyi olmak demek iyiyi düşünebilmek değil iyiyi seçebilmek diye. Hah işte mevzu biraz ona kayıyor sanki. Çünkü seçimlerim doğrultusunda bir kukla misali olmasını istediğim Faruk'u oluşturuyor ve sahneye atıyorum. Bu iyi bir şey mi kötü birşey mi bilemiyorum. Acaba az önceki verdiğim örnekteki gibi iyi oynatmış olmam gerçekten beni iyi biri mi yapar? Sonuçta etrafımdaki insanların tanımlamaları, yorumları, bana olan davranışları hep bunları gösterir nitelikte. Sanırım kendimi bildim bileli bunu yapıyorum. Bu herhalde toplumda vir varoluş çabası kendimce. Ben de varım demenin bir yoludur belkide. Sonuçta herkes kendini karşsındakiyle tanımlıyor. Ben dediğim olgu sen varsan oluşuyor. Bu noktada o kişiye güzel görünme çabası haklı bir yol mudur? Sonuçta şöylede bir gerçek var. Herkes bu oyunu oynuyorsa bu doğal olan mı? Yani bi tiyatro bizim varolmamız için bir gereklilik mi? Yani bu oyun bittiğinde karşımdakini de bitirmiş oluyorum mu? Hep düşünüyorum bu yarattığım kişiye son verebildiğim gün nasıl bir dünya beni bekliyor olur. Açıkçası onu hayal etmekte zorlanıyorum.
Benim asıl savaşım bu oyunu birgün bırakabilmek. Ama na mümkün. Çünkü gerçek beni testere filminden çıkma gibi hissediyorum. Aklımdan geçenleri bir bilsen. (Aman Allah korusun :))))))) . Mümkün değil öyle biri olmak istemiyorum ama bu oyunu da bırakmak istiyorum. Düşüncelerine güvendiğim ve harbi derinlere dalabilen birkaç arkaşıma sordum onlarda hepimiz oyuncuyuz dedi. Yani bana katılıyorlar. Aslında dikkatli bakan bir göz farkedebiliyor, herkes o kadar iyi oyuncu değil sonuçta. Elini belli ediyor ya da oyundan erkenden çıkıyor, bizimle oynamıyor yada oyunu.
Ben hayatım boyunca sürekli önceki günki Faruk ile bugünki Faruk' un aynı olmaması için savaştım. Tabi hayat o kadar güllük gülistanlık değil. İnsan tabiki duraksıyor bazen ve geri düşüyor. Ama oynadığım karakterin peşinden o kadar hızlı koşuyorum ki elbet yakalayacağım onu. Hergün daha iyi bir Faruk oluyorum.(Hergün olmasada sürekli değişim peşinde olduğumu söyleyebilirim :))Burda şöyle bir soru geliyor aklıma. Peki ben güçlendikçe o da benimle birlikte güçleniyor mu? Sonuçta onu oynatan benim. Daha kıvrak bir zeka onu oynatıyorken ona kavuşup tek vucüt olabileceğim gün gelecek mi?
Aklımda deli sorular...
Mevzu biraz uzadı benim de çenem düştü. Kalanı bir dahaki yazımda olsun. Umarım sıkılmamışsındır. Güzel yorumlarını lütfen esirgeme benden. :)
Hayatta başarılar, bol şans.