Bazen düşünüyorum da rolleri değişseydik sevdiğimiz insanlarla!!!
Acaba kendimize beklediğimiz o duygusal karşılığı verir miydik o zaman diye düşünmeden edemiyorum. Her zaman daha fazla sevdiğimizi düşünürüz ve bir noktada karşılığının gelmediğini. Aynı düşünceleri onlarda bizler için düşünüyor mudur ? Hiçbir zaman kimin ne kadar sevdiğini bilemeyeceğiz. Bunları sadece bazı davranışların sonucu olarak neleri yapabildiğini test ederiz kendi içimizde ve bunlara göre bizi ne kadar sevdiğinin kanısına varmaya çalışırız.
Hep merak etmişimdir onların gözündeki ''ben'' le kendimi hissettiğim ben arasındaki ortak nokta ne kadardır ? Sonuçta insanları tanımlama şeklimiz, kendi deneyimlerimiz ve daha önceki kurduğumuz ilişkilerden bizimle gelen kanılarımız doğrultusunda özgün bir bakış açısıyla olmaktadır. Bu noktada o insanın daha önceki hayatını nerden bilebiliriz? Demek ki ondaki ''ben''i bilme konusunda tahmin bile yürütmek pek sağlıklı olmayacak gibi.
Bir günlüğüne de olsa onun gözünden kendimi seyretmek kendimin hissettirdiklerini tatmak isterdim. İnsan ne yaparsa yapsın kendinden sıyrılıp düşünemiyor. Tek verimiz bu anlamda davranışlarımızın yansımalarını gözlemleyerek kendimiz hakkında fikir yürütmeye çalışmak. Yine de karşı tarafın o günkü psikolojisi bile gelen davranışın etkileşimini farklılaştıracaktır. İnsan kendini karşısındakiyle tanımladığı için günümüzdeki birçok problem bu konuya gerekli özenin gösterilmemesi maalesef.
Çok konuştum sözü Freud' un bir sözüyle bitirmek istiyorum. ''İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların “tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana “tecrübeli” denir. ''