Gelin sizlere Kovada Gölünün nasıl mükemmel bir kamp yaptığımı anlatacağım.
Kovada Gölüne gitmek için önce Antalya Havalimanına yaklaşık 100 km uzaklıkta olan ve eski Antalya-Isparta yolunu kullanıyoruz. Çok ıssız bu yol bir gidiş gelişe sahip. Buraya gidcek arkadaşların yol üstündeki ‘Yazılı Kanyon’a uğramaları gerektiğini düşünüyorum. Orası da gerçekten mükemmel bir yer.
Sonunda yetişiyoruz ama hava tamamen kararmış durumda. Ormanlık bir alan bulup kamp atmak artık imkansız. Kovada Gölü giriş kapısının bulunduğu yerde günübirlikçiler için yapılmış alanı gözümüze kestirdik. Bir iki masa ve çeşme var. Gayet uygun bulup kampımızı buraya bir güzel kurduk. Sıra odun bulmaya deldi şimdi :D. Bu görev bende evet çok severim odun toplamasını.Çünkü etrafı keşfetmek güzel ama gece ve her yer taze ağaçlarla dolu. El feneriyle göl kenarına inip yürüyüş yerlerini geziyorum fakat birkaç parça bir şey bulamadım. Derken üç kişi aramaya koyuluduk, yürürken Kovada Gölü işletme binasını gördük. Bekçi odasının ışıkları açık. Bekçi sesimize duyup dışarı çıktı ve bize: ‘Hayırdır! Gençler, napıyonuz?” Bu sesten sonra içimden ”Şimdi bu kamp yerine laf edecek” cümlesini geçirip odun aradığımızı söyledik. Bir iki kelam nereden geldiniz/ kimsiniz/ sorularından sonra elimize odunları tutuşturdu abimm :D. Bekçinin boynuna sarılasım geliyor. Dikkatli yakın uyarısını da alıp çadırların yanına gittik.
,
Açlık hat safhada. Ateş yakıp üzerinde yol üstünde aldığımız dilimlenmiş Isparta ekmeklerini ısıtıp arasına peyniri sürdük ki açlığımız artık geçsin . Şahane öğünümüzü çayla afiyetle yiyip karnımızı doyurduk. Karnımız doydu. İçimize işleyen soğuğu hissederken kahve yapıyoruz. Açık havada içtiğimiz kahvenin tadı hiç bu kadar güzel olmamıştı.
Gece ilerledi. Göl kenarına iniyor, ellerimiz dona dona fotoğraf çekmeye başladık. Bu güzel yerin gecesini ölümsüzleştirmemiz lazım . Soğuk iyice iliklerimize işledi artık, tulumlarımızın içine girip ısınma vakti. Sabah gün doğumu ile ayakta olacağız ve sabah güneşin ilk ışıklarını izlemeyi planlıyoruz.
Saatler ilerledi ve bu güzel yerde gecenin tadını çıkarmaya başladık. Gecenin soğuna kahve kar etmediği için artık şarabın ateş üzerine konulma vakti gelmişti. Üzerimde milyonlarca yıldız, yanı başımda sıcak şarabım ve gitarın eşliğinde gecemizi geçirmeye başladık.tabi kestanelerimizi pişirmeyi ihmal edermiyiz hiç :)
Sabah 06.30. Çalan zil ve uyanma vakti. Evet çok erken ama günün en güzel vakitlerinden olan bu saatleri değerlendirmek istedik birazda. Çıktık etrafı keşfetmeye başladık .Herşey masal gibi geliyor öyle betimlemesi zor ve güzel biryer ki kelimeler yetmediğini sadece etrafı seyretmeye koyulduğumuzu farkettik ama acıktıkta tabi :)Saat 8 oldu. Kahvaltı vakti. Güzel bir kahvaltıdan sonra gölün içinde bulunan yolda yürüyüşe tekrar koyulduk. Çeşit çeşit ağaçlar önlerinde açıklayıcı bilgiler yer alıyor. Göl etrafında gezdikçe buranın adeta kuş cenneti olduğunu görüyoruz. Öğleden sonra kamp alanına doğru tekrar geldik. Bekçi bizi bekliyor. Burada kamp yasak. Müdürün geldiğini, orada kamp yapmanın yasak dediğini ve kaldırsınlmizar dediğini söylüyor. Akşama kadar müsaade etmesi için bekçiyi ikna ediyoruz. Akşama kadar izin aldıktan sonra çayımızı demleyip sohbet ediyoruz ateş başında.Akşam olunca mecbur cadırlarımız eşyalarımız toplayıp orayı terketmek zorunda kaldık .
Şunu itiraf etmeliyim ki Kovada Gölü’nün en güzel dönemi kesinlikle sonbahar ve iyiki sonbaharda gitmişiz. Bu güzel yere her mevsim gelebilirsiniz. Çok beğeneceğinizden eminim ama en büyük keyfi sonbaharda alacağınızdan da eminim. Bu nedenle sizinle sonbahar fotoğraflarını paylaştım. Rotanız Isparta taraflarınaysa şayet uğramanız ve listenize eklemeniz gereken güzel bir yer...