Merhaba sevgili meraklı dostlar! Hazır seçim arifesindeyken, neden biz de kendi dilimizden konuşmayalım ki dedik. Ve sahneye siyaset felsefesi denilince ilk akla gelen ve ardıllarının dahi onun fikirlerinin üzerine çıkamadığı Platon’u çıkarttık. Sizlere yüce Platon’un ünlü eseri Devlet kitabından yaptığımız derlemelerle bir manifesto hazırladık.
Bu eserde ortaya attığı ideal devlet ütopik ve kimilerine göre distopik toplum tasarımı aynı zamanda kendisinden sonra yazılmış olan ve eminim çoğunuzun okuduğunu düşündüğüm; Aldous Huxley’in Yeni Cesur Dünya, George Orwell 1984, Campanella Güneş Ülkesi, Bacon’un Yeni Atlantis’i, Thomas Morus’un Ütopya’sı, Farabi’nin İdeal Devlet’i gibi eserlere ilham kaynağı olmuştur.
Şunu belirtmek isterim ki aşağıda sıraladığımız maddeler Devlet diyaloğundan derleme seçilmiş olup, en göze çarpan ve ütopik görülen kısımlardır. Elbette ki çok daha ayrıntı ve geniş çapta fikirler ürünü olan kitabı daha anlaşılır kılmak için okumanızı tavsiye ederim. Çok eğlenceli olmasa da can sıkıntınızı gidereceğine şüphem yok. Keyifli okumalar.
Öncelikle Platon’un toplumunda sınıfsal bir yapı göze çarpar. Kral (filozoflar), İdareciler (koruyucular), Üreticiler (işçiler). Bu yapıların sahip olduğu ahlaki erdemleri de vardır. Krallar bilgelik, idareciler cesaret ve üreticiler ise ölçülülük erdemine sahip olmalıdır.
Her ne kadar kanunların kral işi olduğu apaçık olsa da, en iyisi kuvveti kanunlara değil, bilgili bir krala vermektir. – Platon, Devlet adamı
• Biz devletimizi bütün topluma birden mutluluk sağlasın diye kuruyoruz. Yoksa bir sınıf ötekilerden daha mutlu olsun diye değil. Bütün yurttaşlara mutluluk sağlayan bir devlet düşünüyoruz. Yoksa yurttan bazı kişiler seçip onları mutlu kılacak değiliz. Yurt baştanbaşa mutlu olacak.
• Kendi yararına düşkün, açgözlü kimseler başa geçer ve başta olmayı keselerini doldurmak için yol sayarlarsa, orada artık iyi bir düzen aranmaz. Altın zengini değil akıl ve erdem zengini olmalı.
• Bizim devletimizi kuracakların, paraya, rüşvete düşkün olmamalarını sağlayacağız.
• Devleti yönetenler, en uzun eğitim yolundan gitmeli. Bedenini atletizm ile kafasını da sanat, felsefe, matematik ile geliştirmeli. Yoksa göreceği işe en uygun en yüksek bilime ulaşamaz.
• İdareciler şehirde oturan ama onu korumaktan başka hiçbir iş görmeyen ücretli erler olacak. Üstelik aldıkları ücret sadece geçimlerini sağlayacak, boğaz tokluğuna çalışacaklar.
• Birbirlerine denk ve yakışan kadın ve erkekleri bir araya getireceğiz. Kimsenin tek başına hiçbir şeyi olmadığı için bir arada yaşayacaklar. Eğitime birlikte katılacaklar. Tabiatın zoruyla da ister istemez çiftleşecekler.
• Evlenmelerin sayısını devlet adamları belirleyecek. Bu sayı savaşlara, hastalıklara ve daha başka olaylara göre azalıp çoğalacak. Öyle ki devlet, toplumun azalmasını da önleyecek, çoğalmasını da.
• Mümkün olduğu kadar düğünlü dernekli evlenmeler yapacağız ve bu evlenmelerin toplum için yararlı olanlarını kutsal sayacağız.
• Üzerinde çalıştığımız ilkelere göre, her iki cinsin de en iyilerinin en fazla, en kötülerinin en az çiftleşmeleri gerekir. Ayrıca en kötülerin değil, en iyilerin çocuklarını büyütmeliyiz ki, sürünün cinsi bozulmasın.
• Doğan çocuklara gelince, bunları özel bir kurula bırakmalı, bu kurulda kadınlar da olacak, erkekler de çünkü devlet işlerinde her iki cinste ortaktır. Bu kurul en seçkin yurttaşların çocuklarını bir yuvaya yerleştirir, onları şehrin belli bir semtinde oturacak bakıcı kadınlara emanet eder. Seçkin olmayan yurttaşların ve doğuştan bir eksikliği olan çocukları da gözden uzak uygun bir yerde bakılacak.
• Beslenme işini de bu kurul düzenler. Süt veren anneleri yuvaya getirir ve bunların kendi çocuklarını tanımamaları için elinden geleni yapar. Çocuklara bakma işini de kadın, erkek bakıcılar üstlenecek.
• Kimse kimseye yabancı gözüyle bakmayacak, herkese kendilerini dünyaya getiren ana baba gibi sevgi ve saygı gösterecek. Çünkü kime rastlasa onu kardeşi, babası, anası, oğlu, kızı, dedesi, atası, akrabası sanabilir.
• Kadın 20-40 yaşları arasında çocuk verecek devlete; erkekse, 55 yaşına dek. (Eğer biri bu yaşların altında veya üstünde çocuk yapacak olursa, onu dine ve devlete karşı suç işlemiş sayılacak.)
• Devlet iki insanı birleştirmedikçe, bunlar üretme çağında da olsalar, birleşirlerse kanuna karşı gelmiş olacaklar. Nişansız, dini törensiz doğan çocuk gayrımeşru sayılacak.
• Devlete çocuk verme çağını geçenler, istedikleriyle birlikte olabilirler. Fakat çocuk olmaması için bütün tedbirleri almaları şarttır. Tedbir almayanların doğan çocuklarını devlet beslemeyecek.
• Çıkarları bir, amaçları bir, duyguları mümkün olduğunca bir olacak. Böyle olunca da, devletin parçalanmasına sebep olmayacak.
• Filozoflar kral, krallar filozof olmadıkça, böylece aynı insanda devlet gücüyle akıl gücü birleşmedikçe, tasarladığımız devlet gerçek olamaz ve devletlerin başı dertten kurtulamaz.
Platon yöneticiler ile yönetilenler arasındaki ilişkileri bir baba-çocuk ilişkisi gibi ele almıştır. Onun yöneticileri çocuklarını yanlış yapmaktan korumak isteyen, bunun için onlara sıkı disiplin uygulayan babalar gibidir. Ama yöneticilerin baba rolüne büründükleri bir toplumda çocukların hiçbir zaman büyüyemeyeceğini, olgun ve yetişkin insanlar haline gelemeyeceklerini tecrübeler bize göstermektedir.
Kaynak: Platon - Devlet