Evet Steemianlar! Sizlere kendisini okumaktan, dinlemekten keyif aldığım bir tarihçiden ve onun son kitabında ilgimi çeken bir konudan bahsetmek istiyorum.
Cemal Kafadar.
Harvard Üniversitesi Ortadoğu Tarihi Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Türk profesör. Cemal Kafadar hocayı Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken - Dört Osmanlı: Yeniçeri, Tüccar, Derviş ve Hatun kitabıyla tanıdım ve o gün bugündür yazdığı her metni okumaya, her konuşmasını dinlemeye çalışırım.
Nitekim son çıkan kitabı Kendine Ait Bir Roma: Diyar-ı Rum’da Kültürel Coğrafya ve Kimlik Üzerine'de de böyle oldu. Yeni kitabının haberini alır almaz soluğu (bilenler bilir) Bursa Heykel'de Ulucami'nin hemen dibinde bulunan Emirhan'da aldım. Hanın içinde bulunan Gaye Kitabevi'nde sormaya bile gerek kalmadan kitabı karşımda buldum ve hemen aldım. Ardından dosdoğru Fidan Han'a! (Bursa'yı sevdiğimi söylemiş miydim?).
Fidan Han'da çınarın altında bir masaya kuruldum ve oranın ağır ağır fincanda pişen meşhur kahvesinden istedim. Burası öyle bildiğimiz kafe tarzı bir yer değil. Bildiğiniz esnaf çayevi gibi bir yer. Ancak ne Starbucks ne Kahve Dünyası, kahveleri üstüne kahve tanımam! :) Neyse ne diyordum? Evet, kahvemi istedim ve takriben 5 dakika sonra geldi. Şimdi her şey hazır ve nazırdı. Saha olayların gelişmesi için uygundu artık.
Kitabı elime aldım ve elime alır almaz da bir solukta hemen Teşekkürler ve Giriş kısımlarını okudum. Dikkatimi çeken ilk şey ise hocada tecessüm eden mütevazi tavrın yazıya da sinmiş olması. Öyle ki bana kalırsa bu iki kısım "kamuyla paylaşılmış bir metnin/kitabın girişi nasıl olmalı" sorusuna örnek olarak verilebilecek yazılar. Zira Cemal Kafadar hoca Amerika'yı yeniden keşfe çıkmış kibirli ve çok bilmiş özneler gibi "o mevzuda" sarfedilmiş entelektüel emeği görmezden gelmeden ve de küçük dağları ben yarattım havasından ziyade; muazzam bir mütevazilik ve ahlaki tavırla "rum/rumi" konusunda ilk çalışmayı kendisinin yapmadığını, bu konuda emek sarfetmiş isimleri tek tek sayıp onlara haklarını teslim ederek ve kendisinin bu konuya yönlenmesinde etkili olmuş çalışmalara ve tarihçe-i hayatındaki önemli olaylara atıf yaparak, onları anarak kitaba "giriş" yapıyor. Bunu görünce hocaya bir kez daha hayran kaldım.
Türkiye akademisinde ve akademisyenlerinde (istisnalar iyi ki var) örneğini daha fazla görsek keşke. Muazzam!