SİZİN DE KANATLARINIZ VAR, KULLANIN ONLARI.
Yavru kartal ağaç dallarından yapılma yuvasının kenarında durmuştu.Neden yüzünü rüzgara çevirmekten hoşlandığı konusunda bir fikri yoktu ama orada durmak ve aşağıda uzanan kayalıklara,ormana ve nehirlere bakmak,bedenin de dolaşan tanımı zor bir duygu veriyordu kendisine.
Orada öylece olmayı seviyordu,altında uzanan dünyanın kralı gibi.Yaşam güzeldi.Anne babası ona her gün yemek getiriyordu ve yağmurlar evini temizliyordu.Böylesi yüksek bir yaşam sürebildiği için kendini çok şanslı hissediyordu doğrusu :)
Ama bugün farklıydı.Kesinlikle yanlış olan bir şey vardı...Bunu iliklerine kadar hissediyordu ve endişelenmişti.Endişesi tek başına olması değildi.Aslında bir kaç günden beri tekti ve kesinlikle açtı.Ama o an aklında olan daha önce hiç görmediği kadar büyük bir şeyin uzaklardan,sarp çıkıntıları aşarak kendi yuvasına doğru adım adım yaklaştığı idi.
İç güdüsel olarak bu dört ayaklı yaratığın,dişlerini onu selamlamak için göstermediğini biliyordu.Çıkartabildiği kadar en iyi ikaz çığlığı ile saldırganı savuşturmaya karar verdi.İşe yaramadı.Onun ikazı peşine düşmüş avcının heyecanını arttırdı sadece.şimdi yalnızca bir iki metre uzağındaydı.
Yavru kartal,avcı ile arasına mesafe koymak amacıyla dallardan örtülü yuvasının öte tarafına sıçradı.Belki bir işe yarardı bu ama tam öte tarafında ki kayanın üzerinde,yeni yerinin üç metre ilerisinde bir dakika önce uzaklaşmaya çalıştığı yaratık gibi,sivri dişli bir yaratık daha vardı.İşte şimdi sıkışmıştı.Daha fazla seçenek yoktu ve yavru kartal yuvasına tekrar çekildi.
Aklının içinde sorular yarışıyordu.Annesi ve babası neredeydi?Ona şuan kim ve nasıl yardım edebilirdi?Döndü ve altında uzanan açıklığa baktı.Hiç bir tercihi kalmamıştı.En iyisi atlamalı ve şimdi birkaç santim ötesinde yer alan yaratıklarla yüz yüze gelmektense,düşme riskini almalıydı...
'Gidilecek ne yol ama !' diye düşündü kendi kendine.Küçük kalbi yerinden çıkacakmış gibi atarken,gözlerini kapatıp büyük bir hiçliğe atlayıverdi.
Bundan sonra olacakları hayal bile edemezdi.Altında ki kayalık yüzey onunla buluşmak için adeta yarışırken,İçinin derinliklerinden gelen bir emre uyarak,yavru kartal kendini yakalamak için kanatlarını açtı.Ancak hiç affetmeyecekmiş duran kayalar yerine,kanatları rüzgarı yakaladı...Kaçınılmaz sandığı kaderinden Yukarılara ve uzaklara doğru süzülüyordu.O anda kanatlarını bulmuştu.Artık yalnızlık ve korku yoktu.Şimdi gerçek yuvası gökyüzüydü. (Guy finley 'Akışa teslim olmanın sırrı',Gün yayıncılık,İstanbul 2008)
Peki sizin kanatlarınız nerede?Hani henüz size ait olduğunu bilmediğiniz o güzel ve özel parçanız?
KENDİNİ TEPEDEN AŞAĞI BIRAK,KANATLARIN SEN DÜŞMEDEN ÇIKACAK. :)