ÇOCUK TOPLUMU ANLATIR MI
Yaşadığımız toplum nasıl mı? Bunu çok farklı alanları, toplumun farklı yanlarını ele alarak anlatmak mümkün. Daha önce ekonomi, eğitim, siyaset, yaşam tarzı gibi konuları ele alarak toplumu anlatan çok sayıda yazı gördüm ve okudum.
Ancak bu yazıda nasıl bir toplumda yaşadığımızı farklı bir yönden ele almak istiyorum. Bana göre bir toplumda "ÇOCUK" kavramı ve çocukların yaşam şartları, sahip olduğu imkanlar, o toplumu yönetenlerin çocuk algısı ile çocukların geleceğe bakış açısı toplumun nasıl bir yapıda olduğunu da gösteren bir kriterdir.
Tabi ki günümüz kapital ekonomi sisteminde bütün insanların aynı imkanlara sahip olmasını düşünmek ütopik olur. İşte bu tür toplumlarda çocukların yaşamı da birbirinden çok farklıdır. Kimisinin yaşamı her şeyin mümkün olduğu ve onlar adına başkalarının hayat mücadelesi verdiği bir yapıdayken kimisinin ki de devamlı kendisinin hayat mücadelesi verdiği ve çocukluğunu yaşamak yerine çocukken yetişkin rolünü üstlenmek mecburiyetinde kaldığı bir yapıdadır. Bizim en büyük görevimiz bu iki kısım çocuk arasında ki farkları en aza indirmek olmalıdır.
Benim yaşadığım toplumda ki çocuklar çocukken yetişkin rolünü üstlenen çocuklardır. Çünkü henüz altı yaşındayken çalışmaya başlayan çocuklarımız var bizim. Peki bu durumun hiç kazanımı yok mu? Tabi ki var. Ama kazanımdan çok çocuğun kaybettikleri var. Neden mi böyle düşünüyorum. Çünkü yakın zaman önce sokakta tanıştığım Aram isimli boyacı çocuk bunu bana hem anlattı hem de bizzat görmemi sağladı. Ve ben Aram'ın kaybettiği şeylerin daha çok olduğunu anladım.
Aram şöyle diyordu: "Ben yedi yaşındayım ikinci sınıfa gidiyorum bütün arkadaşlarım okuldan sonra oyun oynayıp güzel vakit geçirirken ben boyacılık yapıyorum. Çünkü dört tane kardeşim var babam vefat etmiş annem çalışmıyor kardeşlerime ve kendime bakmam lazım." İnanın ki gözümden yaş geldi. Kendi vicdanımdan utandım. Bu çocuk bir yandan hayat mücadelesi verirken diğer yandan toplumun onun önüne koyduğu engelleri aşmak zorunda. Çünkü kendisi gibi yaşamayan yani hayat mücadelesi vermeyen kişilerle aynı şartlarda yarışmak zorunda. Aslında çocukları bir yarışma içine sokmak bile başlı başına bir utanç kaynağı.
Aram bunlardan sadece birisi. Aram gibi nice çocuklar var. Hadi şimdi söyleyin çocukların yaşamı toplumu anlatıyor mu anlatmıyor mu. Toplum olmak sadece bir arada yaşamak değildir. Toplum olmak birbirinin her haline ortak olabilmektir. Çocuklarına değer verebilmektir. Eşit imkanları sunabilmektir. Birbirlerini ezdikleri yarışmacı bir hayattan ziyade birbirlerini destekleyerek yükseldikleri bir hayat imkanı tanımaktır.
Çocukların her haline duyarlı insanlar olabilmek dileğiyle. Yazımı bir şairin şu cümlesiyle bitirmek istiyorum "Çocukların mutlu, eşit şartlarda ve ve özgür bir şekilde yaşamadığı bu dünyayı sevmeyi ölünceye kadar reddedeceğim"....