Bazen gerçek hayattan bir müddet de olsa uzaklaşmak ister insan. En rahat kaçış noktası da farklı hayal dünyaları değil midir? Bu seride hayatını çok fazla sinema filmi, dizi ve belgesel izleyerek geçiren biri olarak arada sırada izlediklerim hakkında da birkaç kelam etmek istiyorum.
Sometimes people want to get away from real life for a while. Is not the most comfortable escape point a different dream world? In this content series, I would like to make a few words about what I watch occasionally as someone who has spent so much time watching through movies, tv-series and documentaries.
Öncelikle daha önce paylaşmış olduğum içerikleri burada da alıntılayarak sonrasında seriye kaldığı yerden devam edeceğim.
İzlediklerim #001 & Wonder (Mucize)
Film başlar başlamaz kendinizi Auggie ile özdeşleştirmeye başlıyorsunuz zaten ama diğer karakterlerle de kendinizi özdeşleştirmek filmin en önemli noktalarından birini oluşturuyor.
Film sizi birçok açıdan Auggie'nin zorlu dünyasına çekerken sizi hüzünlere boğmuyor bir yandan da yaşadıklarına karşı bakış açısıyla onu takdir etmeye başlıyorsunuz. O yüzden üzgün ama umutsuz olmuyorsunuz hiçbir zaman.
İzlediklerim #002 & The Outsider (Yabancı)
İkinci dünya savaşı sırasında Japonya'da hapse düşen bir askerin içeride bir Yakuza'ya yardım etmesi sonucu dışarı çıkınca yardım ettiği arkadaşı sayesinde Yakuza olmasının hikayesini anlatıyor.
Film atmosferiyle beni içine çekmeyi başarıyor ama haddinden fazla durağanlık var filmde. Aksiyon olduğu zaman da çok iyi sahneler içeriyor. Birkaç ufak sahne olsa da o sahneler gerçekten çok iyi çekilmiş.