Refleksif hapşırma denilen,güneş ışığı başta olmak üzere herhangi bir parlak ışığa bakınca hapşırma olayı insanların yaklaşık %18'inde görülüyor. Hatta bu oran bazı bölgelerde %35'e kadar çıkabiliyor. Yaklaşık otuz senedir bu şekilde hapşırmanın genetik olduğu biliniyor. Hapşırma sayısınında yine genlerle nakledildiğine inanılıyor.
Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılması sonucu oluşur fakat parlak bir ışığın bu sinir uçlarını nasıl uyardığı meçhul durumdadır. Aslında hapşırma parlak ışığa devamlı bakarken değil,loş bir ortamdan bol ışıklı bir ortama çıkıldığında veya yüz güneşe çevrildiğinde oluşmaktadır.
Parlak ışıkta hapşırma araç sürücülerinde karanlık bir tünel çıkışı güneş ışığı ile karşılaşıldığında sorun yaratır fakat asıl tehlikede olanlar savaş uçağı pilotları olsa gerek. Ağzında oksijen maskesi ile hapşıran bir pilotun durumunu düşünebiliyor musunuz ? Bu sebeple askeri araştırma grupları da refleksif hapşırma ile ilgilenmektedir.
Askeri ilgililer öncelikle ışığın herhangi bir dalga boyunun faktör olup olmadığını araştırdılar. Sonuca varabilselerdi bu dalga boyunu filtre eden gözlük veya lenslerle problemi halledeceklerdi. Fakat bu konuda hiçbir araştırma sonuç vermedi. Işık şiddetinin değişmesiyle oluştuğunun ve genetik olduğunun bilinmesinin dışında ışığın insanı neden hapşırttığı gizemini korumaktadır.