Merhaba Steemit Sakinleri
Bugün size sevginin en müstesna hali olan aşktan bahsetmek istiyorum.
Ne kadar zor bir şeye giriştiğimin farkındayım. Zira şairin dediği gibi;
Aşk deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban
Bu türküyü ne zaman hatırlasam içim ürperir. Daha ne kadar güzel anlatılabilirdi diye düşünürüm. İnsanı derinden etkileyen bazen yakan, yok eden bazen de büyüten, güçlendiren bir duygu bu. Ne diyordu Yunus Emre;
Aşkın beni mest eyledi
Aldı gönlüm hasteyledi
Öldürmeye kast eyledi
Gel gör beni aşk neyledi
İnsanlık tarihi boyunca en çok ifade edilen duygu aşktır desem yanlış olmaz sanırım. Bu kadar üzerinde durulan aşk üzerine öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle sözcük, Türkçe sözlükte “ aşırı sevgi, bağlılık duygusu, sevda” olarak tarif edilmektedir. Kelime Arapça kökenli olup "ışk" kelimesi ile aynı kökten gelir. Işk, sarmaşık demektir. Sarmaşık, ağacı sararak ondan beslenen ve bir süre sonra onu kurutan bir bitki.
Aşk, insanın karşı konulamaz bir şekilde birini sevmesi, ondan karşılık görmek istemesidir. Bu yoğun duygu insanın göğsünün daraltır, gönlünü ateş gibi yakar. Bir sarmaşık gibi yüreğini sarar, sıkıştırır, acı verir. Bu yönüyle “ışk”a benzer. Edebiyatta aşka düşmek “ince hastalık, kara sevda” gibi benzetmelerle de anılmıştır. Bu açıdan bakıldığında aslında patolojik sayılabilir. Muhataba duyulan bu güçlü sevgi insanı adeta tutsak eder, hayattan koparır. Sevdiğini hayatının merkezine alır insan, sanki onsuz hiç var olamayacakmış gibi.
İnsana ait bu müstesna duygunun insanın yaşaması gereken bir "olma, kendini tanıma, pişme" süreci olduğunu düşünüyorum. Bir insan için hangi varlık hayatının merkezinde olmaya değerdir? Maşuk, sevdiğinin tüm dertlerinin dermanı olduğu zannıyla tutuşurken aslında onun mükemmellikten uzak, kendi gibi ihtiyaçları olan bir varlık olduğunu unutur. Bu bir yanılsamadır aslında.
Peki neye hayran oluyoruz o zaman? Hayatımızda ne değişiyor ki muhatabımız sevgiliye dönüşüyor? Sadece maddi güzellik mi? Yoksa ruhumuzun duyduğu, sevgiye olan büyük açlık mı? Sevgilide gördüğümüz şeyin onun zatında olan değil yaratılışındaki harikuladelik olduğunu düşünüyorum. Onda bulduğumuz cazibenin ona verilmiş olduğunu anladığında insan bir başka seviyeye ulaşıyor. İnsana yetebilecek olan nedir ki? Onun gönlünü ne teselli edebilir.
Aşk bir yolculuk gibidir. Aşık olmak herkese nasip olmayan çok kıymetli bir şey. Ancak iki ucu keskin bir bıçak gibi. İnsanı bir sarmaşık gibi boğabilir veya ona hayatı yeniden sorgulatacak bir seviyeye ulaştırabilir. Yaşanmalı, tecrübe edilmeli, hisse alınmalı ve hayata devam edilmeli. Aşk, insanı tüketen bir sevgidir yerini muhabbete bırakmaz ise eğer. Muhabbet ise yine Arapça tohum kelimesi ile aynı kökten gelir. İki gönül arasında yeşeren sevgi tohumu. Muhabbet, gönlü tutsak etmez, büyür ve gelişir. Bu nedenle muhabbet gibi gönlü genişleten bir sevgiyi istemek sanırım daha güzeldir.