Merhaba Steemit TR Sakinleri;
Bildiğiniz üzere bitcoin hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı bir fetva yayınladı. Birkaç arkadaşımız da bu konuda post yayınladılar. @fakire1sadaka’nın postuna yapılan tartışmaları görünce meselenin hem diyanet açısından hem de ilgili yazıya yorum yapan arkadaşlar açısından farklı değerlendirildiğini gördüm. Konu hayli ilgimi çekti ve "reply" sınırlarını aşacağı için "post" olarak paylaşmak istedim.
Öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı dini bir otorite değildir. (Ben de öyle) Dini ve dindarları kontrol altına almak için kurulmuş ve iktidarların gölgesi altında varolmaya çalışmış özerkliği olmayan bir kurumdur(link). Bu nedenlerle kötü olan itibarı ve vizyonu, son dönem başkanlar vesilesiyle ciddi anlamda değişmiş, dini konularda halkın güvendiği, itibar ettiği bir alimler kurulu haline gelmiştir. Ancak eksikler, yanlışlar her bireyde olduğu gibi bu kurumun çalışanları için de geçerlidir.
Bir alimin verdiği fetva, dayanaklarının sağlam olması ve kişinin kalbine yattığı ölçüde bağlayıcıdır. Daha sağlam dayanakları olan bir başka ikna edici "hakikate daha yakın" fetva, kişi tarafından tercih edilebilir.
Bunu belirttikten sonra Diyanet'in fetvasının dayanağının "denetim, devletin zarara uğraması (vergi kaçırma vs.) ve doğacak hukuki problemler karşısında adaletin tesis edilmesinin mümkün olmaması" gibi bitcoinin asıl değil tali sonuçları göz önüne alınarak verildiğini düşünüyorum. Çünkü shiftdelete.net sitesinde canlı bağlantı gerçekleştirilerek bu fetva sorulmuş ve muhatap "eğer devlet gerekli altyapı ve düzenlemeleri yapar ve kendi açısından sorun yok derse biz fetvamızı güncelleriz" demiştir. Demek ki mesele "bitcoinin meşruiyetine" dayanmakta.
Bitcoin’i para olarak değil de bir ürün olarak görmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Altın, nasıl ki evrensel, herkes tarafından kabul edilen bir değere sahip ise bitoin de insanların güvene dayalı olarak değer atfettiği ve gün geçtikçe hemfikir olan bireylerin arttığı bir "değer transfer aracı”dır. Değerin dijital karşılığı da diyebiliriz.
Para, ise bir mal veya hizmetin karşılığında, itibari olarak (bu şimdiye kadar devlet otoritesi oldu) değer atfedilen bir araçtır. Devlet otoritesi olmadığında kağıt parçasından bir farklı kalmaz. Ancak bitcoin ve blockchain teknolojisi, yeni tanıştığımız ve deneysel olarak kullandığımız bir gelişme. Dijital olarak tüm transactionların herkes tarafından görülebildiği, SHA-256 kriptolama ile hacklenmesinin mümkün olmadığı ve ayrıca kayda değer CPU GÜCÜ ile üretilebilen(maliyeti olan) birşey. Ve biz böyle birşeyle ilk defa karşılaşıyoruz. Geleneksel paranın gerektirdiği merkezi otorite fikri onun güvenli ve geçerli olmasını sağlıyordu. Ancak blockchain sisteminde bunlara gerek kalmıyor.
Bu çerçevede Diyanet’in kripto paraya bakışı ilk başta hepimizin yaptığı gibi geleneksel para ile mukayese etmesinden kaynaklanıyor. Ve “güvenlik kaygıları” ön plana çıkıyor. Halbuki blockchain, bu konuda bir paradigma değişimi yarattı bana göre. Bir kıymetli varlığın evrensel olarak değerini koruyabilmesi için bir güce(bu devlet idi) dayanması fikrini gereksiz kıldı. Örneğin nüfus, tapu kayıtları, noterlik sistemi gibi ihtiyaçlar büyük ihtimalle blockchain sistemi ile evrim geçirecek. Ethereum projesi bunun ilk örneğini teşkil ediyor. Dolayısıyla Diyaneti suçlamak biraz haksızlık olur. Ayrıca 2013 yılında SPK’nın bitcoin hakkındaki raporunda;
"Ülkemizin de, tüm dünya devletleriyle birlikte, Bitcoin'i olumlu bir endişelilikle izlemesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Tüm riskleri değerlendirilerek, teşvik edici düzenlemeler yapılırsa, Bitcoin pazarından gelir elde etmemiz de mümkün olabilir ."
denilerek kısmen de olsa pozitif olarak değerlendirilmektedir.
Asıl konumuza dönersek bitcoin i para gibi değil bir ürün olarak görebiliriz. Dünyanın bir ucundan bir ucuna değer transferi yapan bir ürün. Bu bağlamda blockcahin teknolojisi bitcoini güvenli kılıyor. Ancak işlemlerin geri alınamaması, ticari işlerde sorun yaratacaktır. Gündelik hayatta bitcoin ile aldığınız bir malı iade etmek istediğinizde yapılan işlem geri alınamaz. Bu durum alıcıyı mağdur eder. Böyle bir ticaret de helal olmaz. Çünkü alıcı ve satıcının karşılıklı rızası ile, kişinin ne aldığını ayrıntılı olarak bildiği, aldatılmadığı bir alışveriştir helal olan(link). Bu da Diyanet’in fetvası için geçerli bir dayanaktır. Ancak gelecekte, kripto paralar ile ticarette mutlaka birtakım düzenlemeler olacaktır. İade ve iptal işlemleri için “reverse transaction” gibi çözümler üretilebilir. Alıcı ve satıcının mağduriyetinin giderilebilmesi ticaret için çok önemli bir şey. Çünkü kimse haksızlığa uğradığında muhatap bulamayacağı bir sistemde ticaret yapmak istemez.
Sonuç olarak; para konusunda bir perspektif değişikliği yaşıyoruz ve belki de ilerde bu kavram yeniden tanımlanacak ve daha sağlıklı ve net değerlendirmeler yapılacaktır diye düşünüyorum. Henüz bir dönemin kıyısındayız ve ayaklarımızı suya değdirdik. O nedenle eksik ve hatalı bakış açılarını makul karşılamalı önyargılarla değil hoşgörü ile yaklaşmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.