Aslında bu hikayeyi bir çok kişi duymuştur.Bende yıllar önce duymuştum. Netflix te yeni dizi Hakan the Protector izlerken tekrar gündeme gelince yazma ihtiyacı duydum.
Kanuni Sultan Süleyman Mimar Sinan'dan kendi adına layık bir camii ve külliye yapmasını ister.Tabii bu yapı Mimar Sinan'ın en büyük eseri olması gerekiyordu.Çünkü adını dünyanın en güçlü adamı olan Kanuni Sultan Süleyman'dan alacaktır.Bunun için en uygun yeri aramaya başladı.Aslında bu eser Mimar Sinan'ın kalfalık eseridir. Süleymaniye Camii aynı zamanda statik dengeleri tamamen değiştiren bilimsel bir eserdir.Bir çok deprem görmesine rağmen herhangi hasar almamıştır.Peki bu statik efsane nasıl gerçekleşmişti.herhangi bir kolon olmadan tamamen statik hesaplara göre yapılmıştır.Cami içindeki akustik ise herhangi bir mikrofon kullanmadan sesin eşit bir şekilde dağılmasını sağlamıştır. Mumlardan çıkan isin doğru şekilde tahliye edilmesi için bir oda tasarlamış burada toplanan isler ile mürekkep yapında kullanmıştır.Aynı şekilde akrep veya yılanları engellemek için deve kuşu yumurtaları kullanmıştır.Camii bütün haliyle mimarlığın yanında bir çok bilimsel hesapların kullanılmasıyla yapılmıştır. 500 yıl önce kullanılan bir çok yöntem halihazırda yeni yeni keşfedilmeye başlanmıştır. Bu sebeple Mimar Sinan özellikle toprağın oturması için temeli uzun bir süre bekletmiştir.Tabii insaat alanında hiçbir sey yapılmaması çevrede dedikoduların çıkmasına sebep olmuştur. İran Şahının kulağına da Osmanlı hazinesinin boş kaldığı o yüzden caminin yarım kaldığı şeklinde gelmiş. Elçiler aracılığıyla Kanuni ye bir altın mücevher göndermiştir.Kanuni bu olaya çok kızmış ve Mimar Sinan a bu mucevherleri harca katmasını istemiştir.Mimar Sinan bugun kü adı cevahir minaresi olan minarenin harcına bu mucevherleri karıştırmıştır. Hatta camii ilk yapıldığı yıllarda bu minarenin parladığı söylenilmektedir.Bence İstanbula ziyaret eden herkesin bu eseri ziyaret etmesi ama ederken de bir camiden ziyade bilimsel bir esere bakar gibi bakmalarını tavsiye ederim.Böylece Türk'ün gücünü daha iyi anlayabiliriz.Ülkelerin gücü sözlerle değil geliştirdikleri bilimle olur.