Nerede o eski 23 Nisan'lar diyerek sözlerime başlıyor ve tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Yıllardan 1995 aylardan Nisan ayıydı. 23 Nisan hazırlıkları okulumuzda gururla başlamıştı. Tüm sınıflar süsleniyor, gösterilerde yer alacak kişiler harıl harıl görevlerine odaklanmış ve onlara çalışıyorlardı. Halk oyunu ekipleri bir yandan bando takımı bir taraftan okulun dört bir yanını inletiyordu. Meraklı komşularımız okulun bahçe duvarlarına oturur bizim bu coşku dolu hazırlıklarımızı izlerlerdi. Belki insanların çok fazla yapacak işleri vardı ama ellerinde cep telefonu gibi bir iletişim meşguliyet kaynağı olmadığı için bizlerin hazırlıklarını izleme fırsatları oluyordu.
Bando takımına seçilmek için çok çabalamıştım ama öğrendim ki takıma 4. ve 5. sınıflar seçiliyormuş. Bu yüzden yarışmalara katılmaya karar verdim. Eskiden ipe asılı elma yeme, halat çekme, ağızda kaşıkla yumurta taşıma, sandalye kapmaca, gözü kapalı yoğurt yedirme ve çuvalla bitişe koşma yarışmaları yapılırdı. Bende elma yeme ve yoğurt yeme yarışmalarına katılmaya karar verdim. En sonunda can kardeşim Canser ile birlikte ekip olup yoğurt yedirme yarışına katılmak için seçildik. Bir hafta boyunca okuldan çıkınca bize gidip gözlerimizi kapatıp prova yaptık. Artık bizim bayramımız gelmiş günlerden 23 Nisan'dı.
Okula gittim ve zilin çalmasıyla birlikte herkes görev yerlerine koşuştu. Bayrak flama en önde arından bando takımı ve sıraya giren sınıflar kutlama alanına doğru yürümeye başladık. Kutlama alanı kasabamızın pazar yeriydi ve her yıl orada kutlamalar yapılırdı. Kutlamalar okul müdürümüz Hamdi Şimşek hocamızın konuşması ile başladı. Ardından okulumuz öğretmenleri konuşmalarını yaptılar. Her sınıftan seçilen öğrenciler 23 Nisan şiirlerini okudu. Artık gösterilere geçilmişti. Okulumuzun halk oyunları ekipleri gösterilerini yaptılar. Yarışlara geçilmiş ve yoğurt yedirme yarışı en sona bırakılmıştı. Canser ile masanın iki tarafına geçtik karşılıklı olarak. Yarışa katılan diğer öğrenciler de yerlerini aldı. Öğretmenlerimiz gözlerimizi birer eşarp ile bağladılar ve ellerimize birer kaşık tutuşturdular. Önümüze konan çanaktaki yoğurdu ilk olarak bitiren ekip kazanacaktı. Yarışma düdük ile başladı. Ağzımız burnumuz, yüzümüz, saçımız her yerimiz yemişti yoğurdu. Ama biz birinci olamamıştık. Gülerek çarşı kahvesinin önündeki çeşmeye yüzümüzü yıkamaya gittik. Yarışmayı kazanamadık ama çok büyük dostluklar kazandık. İnsanların birbirine kaynaştığı günlerdi bunlar. Yarışmalarda kazananların ödülleri verildikten sonra kutlamalar tamamlandı.
Sözlerime Ulu Önderim Mustafa Kemal ATATÜRK'ün çocuklara ithafen söylediği sözleriyle devam etmek istiyorum.
Küçük hanımlar, küçük beyler;
Sizin hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.
Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.
Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Günümüzde bu tür kutlamalara nadirde olsa rastlamak mümkün ama eskilerin yerini tutmadığı kesindir. #cointurk etiketindeki projeler ile #tr etiketine katkı sağlayan
'na projelere katılan herkese teşekkürler.
Görsel Kaynaklar