İnsanız, tabiatımız gereği doğarız, büyürüz. Yaş alır başını gider. Gün gelir kah ağlar, kah güleriz ama bir yaştan sonra hep o en alttaki taş oluruz. Hep omuzunda yük olan, sorumluluk altında, geçim derdinde, belki anne ve belki baba, öğrenci, çalışan, koşuşturan-durağan,genç-ihtiyar ama hep o taş. Sırtımızda irili ufaklı dertler ve kimi zaman tatlı telaşlar taşırız. Bazen dokununca yıkılacak kadar yorgun bazen bir rüzgarla devrilecek kadar hassas...
Hayat ya işte ayakta kalmak için çabalarız. Her yaşın başka başka derdi olur der büyüklerimiz. Her yaşta başka yüklerin hamalıyız. Zaman zaman atarız üstümüzden birer ikişer... Hepimiz yük sahibiyiz dostlar, hepimiz... Hepimizin payında vardır feleğin bir tokadı ama okkalı ama hafif. Gün gelir yaş tahtaya da basarız ama yaş tahta değiliz. Akşamları hatrımıza daha çok düşen bu dertlerle uykuya dalar sabah olduğunda sırtımızda dert olsa ne ki dağ olsa yine ayağa kalkarız...