Herkese merhaba, serinin ilk yazısını yazarken serinin başlığını Doğada Yaşam olarak koymuştum. Fakat dün ve bugün fark ettim ki, mağaracılık konusunda yazılacak o kadar çok konu olduğu için seriyi ikiye bölmeye karar verdim. Bir tanesi Doğada Yaşam, bir tanesi ise Mağaracılık olacak.
Mağaracılık serisinde, dün de söylediğim gibi pek çok insanın hayatı boyunca hiç duymadığı bilgiler vermeye çalışacağım. Bu sayede, seriyi okuyan kişiler mağaracılık ve dağcılık kavramlarını çok net ayırabilir olacak diye düşünüyorum. Şimdi, mağara biyolojisi olarak bilinen Biyospeleoloji konusunda bir şeyler yazmaya başlayabilirim.
Mağara Ekosistemi
Mağaralar, herkesin bildiği üzere karanlık ortamlardır. Bu yüzden mağara ekosisteminin oluşmasında en büyük etkenlerden bir tanesi karanlıktır. Karanlığın olması ise doğrudan mağara ekosisteminin organik madde bakımından fakir olmasına neden oluyor. Bu yüzden mağarada yaşayan canlıların organik madde yoksunluğuna adapte olması gerekiyor.
Bunun dışında, mağara ekosistemlerinin bir diğer önemli özelliği ise sıcaklık ve nem açısından büyük oranda sabit kalmasıdır. Bu özelliklerden kaynaklı mağara ekosisteminde yaşayan popülasyonların niteliği ve niceliği değişkenlik gösterebiliyor. Örneğin karanlıkta yaşamaya adapte olmayan bir canlı popülasyonu, zaman geçtikçe nicelik bakımından azalmaya gidiyor. Bunların dışında pek çok farklı özellik, mağara ekosistemlerinin oluşmasında rol oynuyor. Fakat bunlar çok detaylı bilgiler olduğu için bu konuda başınızı ağrıtmak istemiyorum.
Mağara Bölümleri
Yukarıda paylaştığım görsel, bir mağara haritasıdır. (Mağaracıların temelde yaptığı iş olan mağara haritası çıkarma işini gelecek yazılarımda yazmayı düşünüyorum.) Mağara haritası üzerinden sizlere kısaca bir mağaranın bölümlerinden bahsetmek istiyorum.
Aydınlık Alan: Mağara girişi ile yatay veya dikey olarak bir süre boyunca gözle görülebilir bir ışığın olduğu alanlara aydınlık alan denilmektedir. Bu alanda, sıcaklık ve nem gün içerisinde çok değişken olabilmektedir. Çünkü yüzeye çok yakındır.
Yarı Karanlık Alan: Bu alan mağara girişinden belirli bir uzaklıkta bulunan, ışığın ulaşamadığı bir alandır. Burayı yarı karanlık alan yapan etken ise, mevsimsel periyotlarda sıcaklık ve nem oranlarında yaşanan değişkenliktir.
Tam Karanlık Alan: Bu alanda ise ışığa ulaşmak imkansızdır. Ayrıca, sıcaklık ve nem değerleri neredeyse hiç değişkenlik göstermez. Burada sanki yerinde sayan bir zaman bulunmaktadır. Şahsi fikrimi belirtmem gerekirse, bu alanda olduğum zaman geçen zamanın hiç farkına varamıyordum. Mağaraya bir saatte girmişim ve çıktığımda aradan 15 saat geçmiş. Günümüzde 15 saatlik bir süre içerisinde uçakla neredeyse dünyanın her yerine ulaşabilirsiniz.
Mağara Canlıları
Mağaralar, yukarıda da bahsettiğim gibi bizlerin yaşadığı hayat ile veya şu zamana kadar gördüğümüz ve bildiğimiz ekosistemler ile büyük farklılıklara sahiptir. Bu yüzden mağaralar morfoloji, fizyoloji ve davranış gibi özellikler açısından farklılaşmış canlılara ev sahipliği yapmaktadır. Mağaralarda bulunan canlıları 4 genel başlıkta incelemek mümkündür.
Kaza Sonucu Bulunan Canlılar
Bu canlı türleri genelde mağaranın aydınlık alanında bulunmaktadır. Bu canlıların mağaraya giriş nedeni ise yemek peşinden gitmek, rüzgar ve yağmur gibi etkenlerden dolayı mağara içine sürüklenmedir. Asıl yaşam alanları mağaralar değildir. Fakat fizyolojik ve morfolojik özellikler sayesinde mağara içine kaza sonucu giren canlılar, mağara ortamında yaşamaya devam edebiliyor.
Geçici Olarak Mağarada Bulunan Canlılar
Mağara Seven Canlılar
Mağara Canlıları
Mağara canlılarının genel özelliklerinden bahsetmek gerekirse, fonksiyonel göz ve deri pigmentleri bulunmamaktadır. Bu canlıların metabolik hızları çok çok yavaştır. Yukarıda da söylemiştim; mağaranın karanlık bölümünde iken zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün olmuyor. Bu canlıların hayatları da bu şekilde devam etmektedir.
Bunların dışında mağara ekosisteminde yaşayan pek çok farklı canlı türü bulunmaktadır. Bunlar arasında, fungi denilen mantarlar, bitkiler, hayvanlar ve bakteriler bulunmaktadır. Bu konulara da girersek bu yazı zaten hiç bitmez 😆
Bir dahaki yazıda görüşmek üzere.