Dünyada ve ülkemizde günden güne artan bir çalışma şekli var artık. Home-office çalışan freelancerlar, ya da bir şirket tarafından out-source edilen iş gücü. Dışarıdan bakınca güzel görünüyor aslında; "evden çalışıyorsun ne kadar zor ve yorucu olabilir ki?" diye düşünen çok insan var.
Ben de çalıştığım yerde bazı günler home-office olarak çalışıyorum ve durum hiç öyle düşünülen gibi değil. Şöyle anlatabilirim aslında durumu. Şu an için mesela benim için home-office çalışmak daha zor oluyor. Evet yol sıkıntın yok, kalabalık sıkıntın yok vs. doğru ama "comfort zone", komfor alanı diye bir kavram var. Bu kavram şunu söylüyor kabaca: "herkesin kendini çok rahat hissettiği bir yer vardır ve yer o kadar rahattır ki, çoğu işini ertelersin veya yapmazsın, bir çok şeyi bu rahatlık yüzünden geciktirirsin."
Yapılması gereken şeylerin başında bence planlı programlı çalışmak geliyor. Planını yapıp o işleri bitirmeden başka bir iş ile meşgul olmamak ya da başka dikkat dağıtıcı bir şey yapmamak gerekiyor.
Ya da benim yaptığım gibi yakınlardaki bir kafeye giderek, konfor alanının dışına çıkarak yani, işlerini orada halletmek de bir çözüm.
Ayrıca evdeyken yatarak çalışmaya da çok karşıyım şahsen. Çünkü yatınca insan mayışıyor, yavaşlıyor. Bir çalışma masası ve sandalyesi ile birlikte çalışmak ise çok daha verimli oluyor.
Eğer home-office çalışacaksanız bunları göz ardı etmeyin derim. Şu an için aslında hepimiz birer home-office çalışanız. Herkes Steemit'te, DMania'da, Busy'de çalışarak ek gelir elde etme peşinde. O yüzden bence bu saydıklarıma kulak verirseniz, daha güzel sonuçlar alırsınız. Benim öyle oluyor şahsen.