Çok güçlü bir kelimeden bahsediyoruz aslında: "yazmak". Yani bir üretimden bahsediyoruz, beynimiz aracılığıyla; fikirlerimiz ile, tecrübelerimiz ile, edindiğimiz bilgiler ile bir üretim yapıp aynı dili konuşabildiğin tüm insanların faydalanabileceği bir hizmet ortaya koyuyorsun. Düşününce hakikaten inanılmaz geliyor.
Son 1,5 yıldır blogger olmak için çalışıyorum diyebilirim. Seviyorum çünkü yazarken stresimin azaldığını düşünüyorum. İçimde bir derdim varsa bu derdin kelimelerle birlikte kafamdan çıktığını da düşünüyorum. Şöyle bir haz noktası da var aslında yazmak dediğimiz olayın; dünya üzerindeki bir çok saygın insanla aynı mesleği icra ediyorsun. Düşünsenize; Shakespeare, Tolstoy, Dostoyevski, Goethe, Nietzsche, Nazım Hikmet ve saymakla bitiremeyeceğimiz daha niceleri. Bu insanlar da zamanının şartlarına göre yazarak para kazanıyorlardı. Sen de yazarak hayatını idame ettirmeye çalışıyorsun.
Şöyle bir şey anlaşılmasın lütfen: kendini ya da zamane bloggerları yukarıdaki isimlerle bir tutuyorsun. Yani arkadaşlar bağırınca da içkiliydi bilmem ne! diyorsunuz ama. O adamları bizden ve toplumun tamamından farklı kılan şey yaptıkları işin aslında bir iş değil sanat olması. Gerçi bu olaylar değişiklik gösterebiliyor. Örneğin iflah olmaz bir kumarbaz olan Dostoyevski; sırf kumar borcunu ödeyebilmek için Kumarbaz kitabını yazmıştır. (Galiba hepimiz Dostoyevski'yiz.)
Anlatmaya çalıştığım şeyi genel itibari ile aktardım diye düşünüyorum. Ne yazmayı ne de üretmeyi bırakmayı istemedim hiç. Sadece seçtiğim konulardan sıkıldım bir süre sonra. Yeni projemde bu sorunu da aşmış olacağımı düşünüyorum. Umarım haklı çıkarım.