#hermitage ve #petersburg tagları altında kaleme aldığım yazı dizisine, sizden aldığım güzel geri dönüşlerle devam etme kararı aldım. Gönül ister ki daha fazla yazayım fakat işlerden ancak vakit bulup yazabiliyorum maalesef.
Neyse, fazla uzatmadan Rusya'ya geri dönelim😊
Bu ülkenin, en büyük kentleri olarak lanse edilen şehirlerinde, çeşitli zaman dilimlerinde bi şekilde bulunma şerefine nail olmaktan bahtiyarım.
- Moskova'ya ilk 1996 yılında gitmiş, 10 ay kalmıştım.
- Nijniy Novgorod'a 2003'te gitmiş, 2 yıl kalmıştım.
- Khabarovsk'a 2012'de 6 ay.
- St. Petersburg'a ise 2015'te gidip, 8 ay kalmıştım.
Yukarıdaki listeyi hazırlarken, 4 yıl orda yaşamış olduğumu farkettim; vay be şaka gibi! 😕
Bana sorarsanız, listede adı geçen şehirlerden en çok St. Petersburg'u beğendim. Muazzam bir şehir inanın bana.
St. Petersburg, Rusya'nın avrupaya açılan kapısı olarak görülür ki hakikatten öyledir. Finlandiya ile sınır komşusu olduğunu iyi biliyorum . Baltık körfezinin suyu donunca üzerinde gençler drift yaparlardı 😬
~ Görüntü temsilidir ~Yüzleri duygusuzdur erkeklerinin. Kızları güler yüzlü ve akıllıdır. Onlar soğuk ülkenin sıcak kanlı insanlarıdırlar. Sosyalizmin onlara en büyük armağanı kollektif düşüncedir. Ellerindeki herşeyi paylaşırlar, maddiyat her zaman arka planda kalır onlar için.
Sevgiyide, ihtirasıda, eğlenceyide dibine kadar yaşarlar. Hayattan zevk almanın formülünü işten artta kalan vakitlerini çok iyi değerlendirerek bulmuş mütevazi insanlardır ruslar.
İstisnalar dışında saat 17:00'de insanlar işten eve döner. Bizim ki gibi değil yani 😉. Gece hayatı orda cuma akşamı başlar, cumartesi gecesi pik yapar her yerde. Kızlı erkekli tüm şehir sokaktadır(Kar kıyamet, yağmur çamur demeden) 😎
Fashion tv yayınına ara vermiştir çünkü tüm modeller St. Petersburg sokaklarında, gece kulüplerindedir.
Teşekkürler.