Adamın biri sabahın o köründe, sokak lambaları bile hala yanarken, üstelik her sabah, oradaki bir binanın yanındaki çöpleri karıştırıyordu. Ne arıyor olabilirdi ki bu saatte. Sinir oluyordu bu adama. 'Git sıcacık yatağında yatsana. O caanım yatak bırakılır mıydı hiç?' diye içinden geçiriyordu. 'Belkide tavuklarına yiyecek bir şeyler arıyordur.' diye düşündü sonra. Adamın tavukları vardı. Hemen ilerdeki müstakil evde oturuyordu anladığı kadarıyla.
Ama çöpler kaçmıyordu ya. Hem oradaki çöpler olmasa memlekette bir sürü çöp vardı zaten. 'Belkide hobi olarak yapıyordur' diye düşündü. Daha önce televizyonda görmüştü evine çöp koleksiyonu yapan insanları.
Hergün bu adamı görmekten ve ne için orda olduğunu düşünmekten adeta kafayı yiyecekti. Belki de bu adam insan kılığına girmiş Azrail'di. 'Beni mi öldürecek acaba. Ama öldürse şimdiye kadar öldürürdü. ' Yoksa bir ajan mıydı? Bir açığını mı yakalamaya çalışıyordu acaba. Ama yakalanacak bir açığı bile yoktu ki. Sıradan bir insandı. Kafasında deli sorular dönüyordu.
İşe tramvayla gidiyordu. Her gün tramvayın, kendisi durağa varmadan kaçacağını düşünür ve adımlarını hızlandırırdı. Çünkü başına çok gelirdi tranvayı kaçırma olayı. Hatta en büyük kabuslarından biriydi. Rüyasında çoğu zaman ya tramvayın kapısına sıkışmaktan son anda kurtulur. Ya son anda tramvay kaçar. Ya da tramvayla giderken kaza yapardı.Neyseki durağa vardığında henüz gelmemişti.
Bir-iki dakika sonra geldi tramvay. Kahretsin yine yer yoktu. Ayakta kalmıştı. Bir kenarda durup, bir koltuğun boşalmasını ümit ederek beklemeye başladı. Ne var ki beklediği şey ineceği yere iki durak kaldığında gerçekleşmişti. Yani hiç oturmasa bile olurdu. Araçtan indikten sonra da iş yerine varıncaya kadar bir hayli yol yürüyordu. Bütün bu çektiği sıkıntılardan kurtulmak için bir araba almanın hayalini kuruyordu.
Sonunda iş yerine ulaşmıştı fakat daha çalışmaya başlamadan yorulmuştu. 'Akşam olsa da yatsak. ' diyordu.
'Akşam olsa da yatsak...'