Bugün birkaç arkadaşım ile birlikte eski Muğla sokaklarında küçük bir gezintiye çıktık. Şehrin yeni yerleşim yeri daha düz alanlara inşa edilmeye başlayınca eski Muğla adı ile anılmaya baslamis. Dağ eteklerinde içiçe geçmiş şekilde sıralanmış evler, bir arabanın zorlukla geçebileceği kadar dar sokaklar ve inanilmaz bir yokuş ...
Nefes nefese yürümeye devam ederken bu dar sokaklarda insanların cok sıcak ve güler yüzlü olduğunu gördük. Yürürken cok fazla selam aldik. Gunlerden cuma olmasi sebebiyle karsilikli hayirli cumalar diyerek birbirimizi selamladik. Daha önce tanımadım insanlardan bu kadar cok selam almamıştım. Bu kadar çok hayirli cumalar da anca cep telefonuma gelen cuma mesajlarından ibaret olurdu. :))
Yokuş yukarı yürürken merkezde bir işi olan yada pazara giden, ağır yük taşıyan mahalle sakinleri bu sokaklarda nasıl evine ulaşıyor diye kendi aramızda
konuşuyorduk ki yine yanımızda geçen bir bayandan küçük arabası olan kişilerin çevresine yardım ettiğini öğrendik.
Burada bazı evler belediye tarafından restore edilip koruma altına alınırken bazılarına hiç dokunulmamış
Biraz daha yukarılara çıkınca Şahidi camisi ile karşılaştık. Camiyi gezmek için vaktimiz vardı.
Şahidi cami 1399 yılında Şeyh Seyyid Kemaledin tarafından inşa edilmiş ve 1848 yılında Hacı Osman oğlu Mehmed tarafından onarilmistir. Cami bahçesinde meslevi seyhlerinden Şahidi İbrahim efendi türbesi başta olmak üzere birçok mezar bulunur. Cami içinde bir zamanlar dervişlerin zikir yaptığı alan aynen korunmaktadır.
Cami avlusunda yeteri kadar dinlendikten sonra tekrar yola çıkıp yürümeye devam ettik. Şehrin bu bölgesine ilk defa geldiğim için bol bol resim çekip arkadaşlarımdan biraz geride kalıyordum. Eskiden de fotoğraf çekme işini severdim ama steemit den sonra bu merakım biraz daha arttı :)
Geri dönerken yol kenarında küçük bir turbe daha gördük. Herhangi büyük bir tabela yada yazısi yoktu . Türbe üzerinde sadece semsiana Muğla'ya suyu getiren kişi yazıyordu.
Bir dönem Mugla'da su sıkıntısı çekilir. Herkes su bulmak için seferber olur. Çobanlık yapan Semsiana bir gün keçilerini otlatırken su bulur ve o günden sonra ermiş olarak kabul edilir.
Biz türbenin yanındayken yoldan geçen bir teyze bize turbe hakkında küçük bir şehir efsanesi anlattı. Eski yıllarda bu turbe ve hemen arkasindaki ev kaldırılmak istenmiş. Belediye çalışanları ne kadar uğraştıya da kaldirmayı bir türlü başaramiş. Sonunda belediyenin yanması üzerine öylece bırakılmış.
Bir gezi yazısının daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Okuduğunuz için teşekkürler