M.Ö.1800'lerde, küçük bir beylik olan Hititler Asur Koloni Devri sonlarına yaklaşık, Anitta'nın idaresinde Hattuşaş'ı çevrelemişler ve buna bağlı olarak diğer beylikleri de kendi egemenlikleri altına almışlar ve bir devlet haline gelmişlerdir. Hititler kralı Anitta'dan sonraya baktığımız zaman I. Tudhaliya,Puşarumma ve ondan sonra ise Labarna krallığın başına geçmiştir.
Labarna M.Ö.1660'da öldüğünde, onun yerine I. Hattuşili geçmiş ve devletin sınırlarını genişleterek Halep'e kadar uzatmıştır.
I. Hattuşili de ölüğü zaman bir vasiyetname bırakmıştır. Vasiyetnameye baktığımız zaman şu yazmaktadır "Oğlum Huzziya'yı veliahtlıktan azlediyorum, yerine torunum olan Murşiliyi tayin ediyorum" der. I. Murşili ilk olarak Halep'i hemen sonrasında ise Mari Krallıklarını ortadan kaldırarak kendine Babil yollarını açmıştır. Babil Kralı Şamsu-Ditana'nın üzerine de giderek oraları da ele geçirip ganimetleri alarak Hattuşaş'a gelir.Murşili uzaklarda seferde iken kendi sarayında(Hattuşaş'da), arkasından entrikalar çevrilmiş ve bu kralın sefer dönüşü sonunu getirmiştir.
Murşili'nin katili Hantili M.Ö.1600'de tahtı ele geçirmiştir ve onu da suç ortağı Zidanta devirmiştir onun hayatına ise Ammuna( Zidanta'nın oğlu) son vermiştir. Ammuna zamanında Hitit devletinde büyük bir kıtlık baş göstermiştir. Ve güçsüz kalan devlet, daha önceleri zapt ettiği şehirler tarafından zora koşulmuş, ve eski şartlarla yeni anlaşmalar imzalamıştır. Kuzey Suriye Mitanni Devleti'nin eli altına geçmiş, Hitit Devleti gün geçtikçe zayıflamış ve daralmıştır. Mitanniler gün geçtikçe gücüne güç katarken Hitit'de taht kavgalarının sonu gelmemiştir. Ammuna'nın yerine gelen Huzziya'da ağabeyi Testiş' öldürmüş ve Telipinu'yu da öldürmek istemiştir ama bu suikast girişimi gün yüzüne çıktığı için gerçekleştirememiştir. Olaylar sonrasnda tahta geçen Telipinu kendi ismi ile anılan bir ferman yazdırarak taht kavgalarına son vermek istemiştir.
Telipinu'dan sonra dokuz kralın daha başına geçtiği Hitit Devleti gücünü kaybetmiş, Güney ve Güneydoğu'da bu devletin etkisi oldukça azalmıştır. Tüm kargaşalar ve taht kavgaları biraz da olsa kendini sakinliğe doğru bıraktığında II.Tudhaliya Hitit tahtına gelmiş ve büyük Hitit Krallığı'nın kurucusu olmuştur. Tudhaliya, Kizzuvatna, Suriye, Kargamış ile Halpa'ya seferler yapmış ve Hitit egemenliği altına almıştır. Hitit Krallığı'nın en parlak otuz yıllık dönemi ise I.Şuppiluliuma krallığın başında iken yaşanmıştır. Kral öldükten sonra yerine büyük oğlu tahta geçmiş ama o da vebadan ölünce yerine kardeşi geçmiştir. Küçük yaşta olan bu kardeş birçok sefere çıkıp büyük başarılar elde etmiştir ama o da vebaya karşı direnememiş ve ölmüştür, yerine oğlu Muvattali geçmiştir.
Mısır'a sefer başlatan kral Kadeş'e kadar gelmiş ve orada yerini almıştı, Mısır ordusu ise Hitit ordusunu durdurmak için onlara doğru ilerledi ve yapılan savaşta iki tarafta büyük kayıplar vermiş ve geri çekilmiştir. Mısırlılar ise savaşı kendilerinin kazandığını öne sürdüler ama iki tarafında kesin bir sonuç almadığı gerçektir. Sonuç olarak savaşın çıkış nedeni olan Amurru Devleti, Hitit'e geri verildiği için Mısırlıların söylediği gibi kendi zaferleri ile sonuçlanmamıştır. Ve Kadeş anlaşması ön plana çıkmıştır. Muvattali öldükten sonra birkaç kralında daha entrikalarla başa gelmesi ve ülkenin ileri gelenleri tarafından seçilen III. Hattuşili kral ilan edilmiştir.
Kral ilk iş olarak iç ve dış siyaseti usta bir şekilde yönetti, ülkesini sükuna kavuşturdu ve netice olarak Kadeş Savaşı bir antlaşma ile son buldu. Bu antlaşmanın aslı gümüş levhalara kazınmıştır ama kayıp olmuştur ancak Karnak Tapınağı duvarlarına da işlenmiştir. Hititlerin daha karlı olduğu bu antlaşma III. Hattuşili'nin kızını Ramses'e vermesiyle daha da sağlam bir yapıya kavuşmuştur.
Not: Yazımı, Uygarlıklar ve Tarihleri adlı bir kitaptan okuyarak aklımda kalanları sizler için yorumladım.