Doğa başta biz insanlar olmak üzere canlılara hediye edilmiş büyük bir nimettir. İnsan oğlu var olduğunda beri neredeyse bütün ihtiyaçlarını doğadan karşılamış ve doğadan temin etmiştir. Yıllarca dağlar ve mağaralar insanlara sığınak, ormanlar, yakacak, nehirler ve göller susuzlugu için merhem olmuştur. İnsanlar yeri geldiğinde avlanmıs ormanlardan meyveler yemiş avcı-toplayıcı bir yaşam sürmüştür.
Doğa insanlara hiç bir zaman nankör davranmamıs insan oğluna bütün benligiyle kendini adanmıştır. Yüzyıllar boyu bizler doğadan karnımızı doyurup doğadan 8 üç olmuşuzdur. Fakat doğanın bunca cömertliğine rağmen ne acıdırki doğanın en büyük düşmanı biz insanlar olmuşuzdur. İnsan oğlunun ğözü doymamıslığı nedeniyle zaman gectikce ormanları katletmeye devam ediyor dereleri, nehirleri kurutuyor hayvanları katlediyor ve belkide böylelikle kendi sonumuzu kendimiz getiriyoruz. Dünya ve türkiyemiz gittikçe orman kaybı yaşamakla beraber dünya için en büyük tehlikelerden olan küresel ısınma felaketi de gün geçtikçe büyüyor kesilen fidanların yerine yeni dikilirse bile bu faliyetler yeterli olmuyor. Çünkü cam,kükner ağacı gibi ağaçlar ancak 70-80 yıl içerisinde olgunlasıyor. Lakın unutulmamalıdır ki ne olursa olsun bir fidan çok şey değistirebilir. İnsan oğlu el ele vererek büyük işler başarabilir. Orman varlığımız ne kadar fazlaysa gelecek nesillere o kadar güzel bir gelecek bırakabiliriz.