Bazen, -adı hiç bir zaman dedikodu olmayan bir şekilde- onu, şunu, bunu konuşuyoruz.
Bazen de hayli mühim ve önemli şeyler konuşuyoruz. Amerika'yı dövüyor, Filistin'i kurtarıyoruz. Öyle boş boş konuşmak yerine, Türkiye'nin önemli sorunlarına parmak basıyoruz.
Ciddi ciddi, ciddi şeyler dile getirdiğimizi sandığımız böyle bir durumlarda bile aslında Eleanor Roosevelt'in tarif ettiği orta halliler sınıfında kalıyoruz.
Kadın meselesinde de olaylardan çok sebeplerden ve çözüm fikirlerinden konuşmamız gerekiyor bence.
Tek olay şiddet değil ama daha görünür olduğu için ondan başlayalım:
Şuçlumuz aşikar: Erkekler, en temel silahları: Fiziksel Güç
Öyle! Ama bu bataklığın "Sinek" kısmı.
Hem psikolojik hem de fizyolojik olarak güç gerektiren işleri yapan kadınlar da var malum. Kareteciler, boksörler, ve dahi kickbox yapanlar..
milliyet, beni bir kadın tutuklamasın diye yalvaran erkekler
Hata şöyle bir olay kurgulayalım;
Ve onu tutuklamaya gelen bir kadın polis.
Çok basit gibi dursa da üzerinde düşülmeye değer bir vaka.
Olay fiziksel güç değil, psikolojik CESARET meselesi.
Anlam bütünlüğü açısından, aşağıdaki 1,5 dakikalık videoyu atlamayan izleyin, öyle devam edelim..
O zaman bir tık daha ilerleyelim; cevap niteliğinde bir soru soralım: Cesaretin kaynağı nedir?
Pek Dillendirilmeyen Açıdan Bakalım
Kadınlar özelinde,
- Geç kalma
- Fingirdeme
- Usturuplu giyin
gibi namus cümlelerini, "Evi süpür", "Yemek yap", "Çamaşır yıka" gibi hizmet cümleleriyle birleştirip Aşağıdaki En Hain Deyimi kullanan, ve her fırsatta babalardan daha etkin bir şekilde kızlarına söyleyenler ne yazık ki Anneler:
Şöyle kız gibi bardakları yıkarsın, hanım kız gibi hava karardığında evde ol, kız gibi dizimin dibinde otur, az kız gibi sakin gül..
Sorunu ve çözümü iki kelimeye .zip'le deseler sanırım bu, "Kız gibi.." olurdu.
Zira "Kız gibi.." tabiri mefhumu muhalifini de içinde barındırıyor. Caddede kız gibi, sağa sola bulaşmadan yürü demek, erkekler bulaşabilir manasını da içerir. Kız gibi bi yemek yap da yiyelim demek, yemek erkelerin görevi değildir manasını da içerir. Örnekler çoğaltılabilir..
Ve bir anne, sözüm ona kızına adabı muaşareti öğretirken, eş zamanlı olarak küçük-büyük erkek kardeşlerine de hoyratlığı öğretmiş oluyor.
Babaların hiç mi suçu yok? diyecekler için;
O babayı kim yetiştirdi? veya "Az önceki hoyrat erkek kardeş, baba olacak" diyeceğim..
İlginç bir Paradoks olarak, genç kızken bu baskılardan gına gelen kadınlar, "Kız annesi olduklarında, kızları için baskı cenderesini çevirmeye başlıyor.
Bebekler doğduğunda renkler şöyle dursun, görmez bile..
Kadının ayrımcılık cefası
ile başlıyor..