Nasıl da denk gelir bu durum, her defasında aynı şekilde? Şaşılacak şey.
Yolculuk sırasında en sevdiğin şarkı radyoda çalmaya başlar, her şey hazırdır keyiflenmeye, belki bütün bir yolculuğun neşesi olacak bir melodi kulaklarında. Tam bu haldeyken, bir tünel çıkar karşına.
Tünele girerken bu şarkı nasıl denk gelir? Ya da bu şarkıyı dinlerken hep bir tünel mi çıkmak zorunda karşına?
Şarkı bitmesin diye basarsın gaza, kulaklarında şarkının melodisi, gaza bastıkça tünele daha çok yaklaştığının farkında bile değilsin o an.
Ses kesildi, ortalık karanlık. Tünelin içinde şarkıyı dinlemek için hızlanırsın, ya şarkı kısa ve tadımlık ya da tünel çok uzun.
Yolculuk şart, şarkı ihtiyaç. Ya tünel? Tüneller, yolları aydınlığa çıkaran kısa karanlıklardır. Belki sessiz sedasız yol alacaksın içinde. Duraklamak yasak, durmak akıllara zarar. En sevdiğin şeye bile hasret bırakacak belki seni.Geçmek zorundasın o karanlığı. Unutma ki daha çabuk ulaş diye aydınlığa, tüneller var en zifiri karanlığıyla.
Hayattan bahsettiğimizin farkında mısınız? İnsanoğlu olarak, en büyük çerçeveyi alıp önümüze, küçük küçük hayatlar yapıyoruz kendimize. Yolları kısaltıyoruz aydınlığa kavuşmak için, ama en karanlığından yapıyoruz onu. Tünelleri uzattıkça övünüyoruz belki çoğu zaman, ama daha da kısalıyor yollar.
Sevilecek şarkılar besteleniyor her an. Dinleyecek fırsat bulamıyoruz. O an dinleyemedin diye üzülme.. Önündeki tünele de kızma.Bir tünel gelir önüne, çıkana kadar belki biter şarkı. Bir daha çalar, ardından yine bir tünel.
Tünel de bitmez, bestelenen şarkı da. Sen yeter ki kaza yapma bu yolda.
En zifiri tüneller, daha çok kısaltır yolları unutma. Sabrın sonu, bir sonraki tünelde yanında oturup sana en sevdiğin şarkıyı söylenin sesidir kulaklarında.