Arkadaşlar, bugün bahsetmek istediğim özel bir müzik grubu var: Meshuggah. Yıl 2007'ydi sanırsam, Meshuggah'ı ilk kez New Millenium Cyanide Christ klibiyle tanımış ve resmen vurulmuştum. Bir defa bu aksak ritim fikrinin orijinalliğine hasta olmuştum. Meshuggah beni saniyesinde etkilemişti, o günden beridir de grubun büyük bir hayranıyım. Şu fani dünyada gerçekten canlı dinlemek istediğim belki de tek grup. Tamamen özgün bir yaklaşımla müziğe yaklaşan İsveçli bu grubu dilerseniz anlatmaya başlayayım...
Farklı zaman ölçüleri ve aksak ritimler ----------------------------------------------------------------
Öncelikle şunu söyleyeyim. Grubumuzun ismi yani Meshuggah, Yiddish dilinde "deli" anlamına gelen bir kelimedir. Grubun yaptığı müzikle bu kadar örtüşen başka bir isim bulunamazdı herhalde. Meshuggah'ı farklı yapan en önemli nokta, şarkı ritimlerinin alışık olduğumuz 4/4'lük, 6/8'lik, 9/8'lik formların epey dışında olmasıdır. Mesela kimi şarkılarında 23/16, 13/16, 11/8, 7/4 gibi ölçüler mevcut. Peki bunlar ne anlama geliyor? Şu anlama geliyor, karşımızda sürekli olarak aksak ritimlerle giden bir müzik var ve bu müziği icra eden elektrogitarlar da 8 telli. Bununla birlikte grup şarkılarında sıkça atonalite ve poliritimden faydalanıyor. Bu sayede grubun ortaya çıkardığı tınının görkemi, muhteşemliği ve eşsizliği bambaşka bir boyuta ulaşıyor. İsterseniz şimdi sizinle küçük bir oyun oynayalım, aşağıya koyduğum şarkının giriş rifini lütfen akılda tutmaya çalışın ve şarkıyı dinlerken kafa sallayarak eşlik etmeye çalışın.
Başarabilenleri şimdilik tebrik edelim ama ilk seferde "n'oluyoruz lan" tepkisini verenlerin olduğunu da düşünüyorum.
Djent'in doğuşu ----------------------------------------------------------------
Aksak ritimler dedik, Meshuggah başlarda bu özelliğiyle progresif metal içerisinde math(matematik) metal, einstein metal etiketiyle adlandırılıyordu. Şimdiyse bu türe djent deniliyor. Djent nedir diye sorarsanız eğer, aslında Meshuggah'ın bulduğu ve yaygınlaştırdığı bir gitar tonu. Akordu düşürülmüş gitarların "palm mute" tekniğiyle(yani çalarken sağ eli kapama tekniği) çalınarak "dijent, cent, jent" gibi seslerin ortaya çıkmasından ötürü Meshuggah gitaristi Fredrik Thordendal'ın adını koyduğu bir ton. Bugünlerde bu tonla müzik yapan yüzlerce grup var(Periphery, Animals As Leaders, Tesseract vb.. gibi). Meshuggah'ın kullandığı 8 telli gitarın en üst teli aslında bir bas gitar teli. Dinlediğiniz şarkıdaki gitarların distortion tonunun kulağınıza biraz farklı gelmesinin sebeplerinden biri de bu.
Senkronize kafa sallamak ----------------------------------------------------------------
Devam edelim, Meshuggah müziğinde önemli olan sol el değil sağ eldir. Yani grubu dinlerken klavye üzerinde teknik formları zorlayıcı bir sol el performans görmüyoruz, müziği ilginç kılan zamanlamaya dayalı sağ el vuruşları(off rhythm), sol el tel çekmeler, kesik kesik rifler(breakdown), poliritimler(aynı zaman içerisinde farklı farklı ritimlerin süregelişi) ve toplamda elde edilen groove hissiyattır. Metal müzik genelde direkt, bodozlama ve gaz bir müziktir. Anlatmak istediğim groove hissiyat ise bambaşka bir şeydir. Mesela Metallica'nın Sad But True şarkısında bu durumu çok iyi hissedebilirsiniz. Meshuggah'tan örnek verecek olursak :
Baterideki poliritim mevzusu ----------------------------------------------------------------
Esasen karşımıza çıkan davulculuğa, bir bakıma caz davulculuğunun bir türevi de diyebiliriz. Çoğunlukla Meshuggah davullarında şu formülü görüyoruz. Davul kick'leri aksak gitar rifinin aynısını çalıyor(yani onu takip ediyor), bu sırada ziller 4/4'lük ritimde giderken baterist arada da yani ölçünün farklı yerlerinde tomlara ve trampetlere vuruyor. Kısaca böyle diyebiliriz. Esasen Meshuggah müziği de 4/4'lük ritime sahip. Yani zillere göre ritim tutup kafa sallayabiliriz. Bahsi geçen bütün bu aksak ritimler ise dönüp dolaşıyor ve ölçü sonunda birleşiyor(veya birleşmiyor). Konuyu örneklendirmek gerekirsek, efsane şarkı Bleed'te baterist Tomas Haake'nin nasıl inanılmaz bir performans ortaya koyduğuna şuradan bakabiliriz:
Grubun enteresan yanlarından biri de sahne ışıklarını konserlerde, müziğin değişen ritmine eşlik edecek şekilde kullanıyor olması. Aşağıdaki videoda, tuşlara manuel bir şekilde doğru zamanlama ile basılarak nasıl bir sahne ve ışık şovu yapıldığını net bir şekilde görebiliriz:
Son sözler ----------------------------------------------------------------
Söylemek istediğim, Meshuggah'ın tüm şarkıları bu heyecan verici aksak ritim fikri üzerine kurulmuş durumda. Bu müziğe alışık olmayan dinleyiciler için sound'un biraz karanlık, kaotik, sert ve sindirmesi zor olduğunu söyleyebiliriz. Kimi zaman gitarist F. Thordendal'ın attığı Allan Holdsworth etkileşimli jazz-fusion sololar da Meshuggah müziğine kesinlikle farklı bir tat katıyor. 90'lı yılların ortasından itibaren bu noktaya kazıya kazıya gelen grup, şimdilerde gelmiş geçmiş en iyi metal gruplarından biri olarak anılıyor ve büyük bir saygı görüyor metal camiası tarafından. Dave Mustaine, Kirk Hammett gibi pek çok ünlü müzisyenin kendilerine övgü dolu sözleri mevcut. Grup aynı zamanda yeni bir tür açmış olmanın gururu ile peşlerine yüzlerce grubu takmış durumda. Bugün artık Meshuggah gezegeninin yüzlerce kolonisi var. Mesela son yılların en yetenekli gitaristlerinden biri olan Tosin Abasi ve olağanüstü yetenekli grubu Animals As Leaders:
Grubun diskografisinde yer alan albümleri beğenme sırama gelecek olursak eğer; açıkçası ben grubun thrash metal ağırlıklı(Contradictions Collapse, Destroy Erase Improve ve Chaosphere) ilk döneminden ziyade, bu son dönemde karşımıza çıkan groove ağırlıklı Koloss, ObZen, Catch 33, Nothing albümlerinin olduğu 8 telli sound'u sevdiğimden ötürü, sıralama da karşımıza şu şekilde çıkıyor:
Kısaca, kısık sesle de olsa ara ara Meshuggah, Tool gibi gruplar dinleyin derim, göreceksiniz ritim duygunuz acayip derecede gelişecek, kulağınız bu farklılık karşısında bayram edecek. :) Son olarak bu uzun yazıyı okuduğunuz için teşekkür edip huzurlarınızdan ayrılıyorum.
Sevgili , konu ilginizi çeker mi acaba, eski metalcilerden kimler kaldı görelim ;)