Sevgili steemit sevdalıları, sizlere bu yazımda bir kaç gün önce gerçekleştirdiğim ilk yurtdışı seyahatimi ve Roma'yı anlatacağım...
Roma'da yapılacak bir eğitim toplantısı için müdürüm ile Pazartesi akşamı Atatürk Havaalanı'ndan ilgili uçağa binerek yola koyulduk. Yaklaşık 2,5 saatlik bir sürenin sonunda inmeyi başardık. Son dakikalarda türbülansa yakalanmanın da keyfine vardık. :) İşin ilginci ben o dakikalarda, koltuk ekranından izliyor olduğum "Ayla" filminin sonundaydım ve epey duygusal sahnelere tanıklık ediyordum. Bir yandan uçak sallanıyordu, korkmam gerekiyordu, bir yandan da istemsizce gözüm yaşlı bir şekilde filmin duygusuna kapılmıştım. Karışık bir hisler bütünüydü. :D
Akşam otele yerleşmemizin ardından ertesi sabah çalıştığımız firmanın Roma ofisine geçtik ve bir kaç saat sürecek eğitimimiz başladı. Diğer ülkelerden gelen çalışanlarla tanışmak büyük bir keyifti. Tiren Denizi'ne yakın bir mesafede kampüs şeklinde kurulmuş yerleşke epey hoşuma gitti. Burada 500-600 kişinin çalıştığını duyunca epey şaşırdım. Toplantının bitiminde tekrar otelimize dönerek eşyalarımızı bıraktık ve bu kez de otelin yakınındaki 24 saat açık olan Carrefour'a doğru yürüyerek yola koyulduk. Buradan bir kaç paket makarna, bir kaç tane İtalyan marka bisküvi ve 6 adet (kutu olarak) İtalyan birası Peroni aldım.
Ve gelelim yavaştan gezme kısımlarına. Akşam üzeri otelden arabayla yaklaşık yarım saatlik bir mesafeyle Marcellus Tiyatrosu'nun karşında indik. Burada kulağımızın tekine kulaklık takacak şekilde İtalyan bir rehber eşliğinde turumuza başladık. Açıkçası ben dikkatimi dinlediklerime değil gördüklerime vererek "nasıl olsa gördüğüm yerlerin tarihini sonradan Türkçe olarak okurum" diyerek keyfime baktım. Oradan yürüyerek önce Capitoline Tepesi'ne ve Roma Forumu'na sonra da Roma'da "her yolun çıktığı yer" olan şehir merkezi Venedik Meydanı'na(Piazza Venezia) geçtik. Sokaklar loş ışıklı olsa da elimden geldiğince fotolar çektim. Görebildiğim yerler şunlar oldu:
- İtalya'nın birleştirilmesi adına yaptırılan Vittorio Emanuele II Abidesi
- Largo di Torre Argentina (Jül Sezar'ın Brütüs tarafından öldürüldüğü Pompey Tiyatrosu'nun bulunduğu yer). Burada ayrıca kedi barınağı da yer alıyor.
- Bir Rönesans Sarayı olan Palazzo Venezia(Mussolini'nin kaldığı ofis de buradaymış)
- Aktif olarak kullanıldığı 1000 yıllık süreçte Roma'nın siyasi, ticari ve hukuksal hayatının merkezi olan Roma Forumu. (Biz Doğu kısmına uzaktan bakabildik)
- Roma'nın en yüksek tepesi olan Capitoline Tepesi'nde bulunan Piazza del Campidoglio Meydanı
- L'Elefantino di Bernini (Bernini tarafından yapılmış fil heykeli)
- Yüksek Roma surları
- Öncesinde tapınakken sonrasında kiliseye çevrilmiş olan Pantheon (içerisine girme şansımız olmadı ancak dışarıdan görünüşü bile oldukça heybetliydi diyebilirim)
- Marcellus Tiyatrosu
- Gesu Kilisesi(Chiesa del Gesù)
1,5-2 saat süren turumuzun bitişinin ardından bir İtalyan restoranına yani yemek faslına geçtik. Gittiğimiz mekan Pantheon'un oldukça yakınındaydı. Önce salam, jambon ve peynirden oluşan bir başlangıç getirildi. Akabinde ana yemek olarak önce az pişirilmiş bir makarna(domates soslu) sonrasındaysa dana eti+yuvarlak halka şeklinde kesilmiş patates+salatadan oluşan tabak servis edildi. Ben ve müdürüm bölgenin kendi üretimi olan kırmızı şaraptan içtik. Tatlı olarak gelen tiramisu ve panna cotta ise efsaneydi. İkisi de inanılmaz lezzetliydi.
İşte böyle. Ertesi gün de öğleden sonra uçağımıza binip, ülkemize geri döndük. Kendi adıma değişik, keyifli bir deneyimdi. Sadece 2 gece kalmış da olsak İtalya ve Roma bende güzel hatıralar bıraktı. Boşuna Roma için Avrupa'nın kültür ve tarih başkenti dememişler, gerçekten de öyle. Kendinizi bir "açık hava müzesinde" dolaşırken hissediyorsunuz orada. İtalyanlar'ı da genel olarak bize benzer ve sıcakkanlı buldum. Umarım bir sonraki sefere daha uzun bir süre kalarak şehrin tadını çıkarabilirim. Okuduğunuz için teşekkürler, grazie!!!
Tüm fotolar bana aittir. / All the photos belong to me.