Sen geceyi yarattın, bense mumu,
Sen toprağı yarattın, ben de o topraktan kadehi.
Issız çöller, kuş uçmaz dağlar, vadiler yarattın sen,
Bense güllerle süslenmiş bağlar ve bahçeler yarattım.
Bana iyi bak, ben taştan ayna yapan varlığım.
Bana iyi bak, ben zehirden bal yapan varlığım...
Müzik eşliğinde okuyabilmenizi sağlayacak ilgili yütub link baya aşağıda, scroll down pls...
Adına döngü dedik ilk kavrayışımızda. Günler, mevsimler gibi. Bir an yaşattı kendini ve gitti. Kendini unutturmadan geri geldi, hatırlamak zorunda bırakmadı. Böylelikle, sadık birer "anı" oldu tüm güzel yaşanmışlıklar.
Döngü dedik ve tekrar ettik kendimizi. Tekrarlarımızla yenilendik.
Bende de olay döngüsellik son zamanlarda. Bitişlere gebe kalacağı bariz olan yeni "başlangıçlar"ımda, kendi bireysel hikayemin döngülerine kapılıyorum, gayri ihtiyari. Kendi bireysel varoluşuna müziği eklemlendirmiş biri olarak; döngülerinde geçmiş nice "son"larımın , geçmiş nice "başlangıç"larımın tatlı tınılarını yad etmek , şahsi bir anma niteliği taşıyor, kaçınılmaz olarak. Bu günlerimin anma marşı da 2017 yılından.
Değinmişimdir baya önceden, Farsça'nın bende ki yerinin özel oluşuna. Dinsel olmayan maneviyatımın dilsel sembolizmine tekabül ediyor bu dil. Ve sanki kelimeler arası boşluklarında gönle giden birçok kestirme yolu kendi bünyesinde barındırıyor.
Şuan dinlediğiniz çalışma ( ki umarım dinleniyordur) özünde 1930'larda yazılmış bir şiir. Hayata , varoluşa dair...hayata , varoluşa karşı...
Kendimce; şairin varoluşsal serzeniş ve hayata karşı cesur duruşu ile defalarca, döngülerce, birçok başlangıç ve bir kaç son larca bağ kurdugum için , paylaşmak beni ayrıca mutlu ediyor.
Evet, işte 1930'lardan Muhammed İkbâl'in şiirinden 21. yüzyılın elektronik sesleriyle yeniden döngüye girmiş bir eser.
Buyrun ; Kulkid aracılığıyla Spin.
"Yeni bir günün doğması için pek çok yıldızın batması gerekiyor..." Sir Muhammed İkbâl
Esenlikler...
şiir: Muhammed İkbâl
resim kaynağı:Escher