Takip edenler biliyordur, Pıncır isimli bir Ankara kedisi kırmamız bir de Smeagol isimli bir sfenks kedimiz var. Ailemize katılmasını beklediğimiz iki minik yavruyla beraber 4 tane kedi ile yolumuza devam edeceğiz, şimdilik. Ama ben bundan 4 yıl öncesine kadar kedilerden korkuyordum. Bir kediyi gün boyu kucağımda gezdirebileceğimi, sürekli sevebileceğini düşünmezdim. Başlarını okşayıp yemek verebiliyordum tabi ki ama üzerime atlayacaklar diye koltukların üzerinde geziyordum. Özellikle tırnaklarını kontrol etmeyi bilmeyen yavru kedilerden çok çekiniyordum. Ta ki bu üç güzel yavruyu- Charlie, Bıdık ve Zilli- evimde iki haftalığına misafir edene kadar. Bu bebeklerin anneleri onları terk ettikten sonra doğdukları bahçenin sahibi bir kutu içerisinde onları yol kenarına bırakmış. Bir tanesini sahiplenmek istemiştim fakat o kadar küçüklerdi ki kardeşleri birbirinden ayırmak istemedim. Hepsini eve getirdim, şırıngalarla besleyip boşaltımlarını yapmalarını sağladım. Birkaç gün içinde kum alışkanlığı kazansalar da henüz kuru mama yiyemeyecek kadar küçüklerdi. Beslenme düzenleri de oturunca iki yavruyu bahçeli bir eve sahiplendirdim. Bu sırada sayısız çizik ve ısırılmaya maruz kalsam da sağlıklı olup büyümeleri için hepsine katlandım. Ve sonuç olarak kedi korkumu tamamen yendim diyebilirim. Üçüncü kardeş olan Bıdık birkaç gece soğukta dışarıda kaldıkları için üşütmüş ve hastalanmıştı. Her gün veterinere gidip gelerek iğne yaptırdık ve sağlığına kavuştu. O sırada şimdi beslediğimiz Pıncır da aramıza katıldı. Bıdık artık teyzemlerin kedisi. Umarım hepsi mutlu ve sağlıklıdır.