1990’larda Türkiye-AB İlişkilerinin Genel Hatları
Bu gelişmelerden birincisi, orta ve doğu Avrupa’daki eski sosyalist ülkelerin,bir yandan birbiri peşi sıra Batı tipi parlamenter demokrasiyi benimserlerken,diğer yandan da pazar ekonomisine geçiş yönünde adımlar atmaları oldu.Doğu Avrupada yaşanan bu büyük dönüşüm,bu ülkeleride içine alacak biçimde birleşmiş bir Avrupa yaratma olanağını doğurdu.AT için siyasal,ekonomik ve güvenlik boyutlarının yanı sıra,kültürel ve tarihsel anlamda da önem taşıyan bu ülkelerin,kimlik ve aidiyet açısından Avrupa bütünleşmesi içinde yer almaları gerektiği görüşü, tüm üye devletler tarafından benimsendi.
İkincisi,1991’de imzalanan ve 1992’de yürürlüğe giren Maastricht Antlaşmasıyla Avrupa bütünleşmesi fikri,1950’lerin başından itibaren en büyük atılımını gerçekleştirerek ‘Avrupa Birliği’ adını aldı ve siyasal birliğe doğru ilerlemeye başladı.
Üçüncüsü,siyasal bütünleşmenin hızlanması sürecinde kimlik,kültür ve aidiyet sorunları ve Avrupa’nın siyasal sınırlarının nasıl belirleneceği konusu kaçınılmaz olarak gündeme girdi.1960’larda ekonomik ilişkileri ön planda tutarak,ideolojik ve tarihsel konulara çok fazla vurgu yapmayan AT,AB’ye dönüşmesiyle birlikte, Türkiye’nin Avrupa idealine ya da Avrupa kimliğine ait olup olmadığını ve Avrupa’nın sınırlarının Türkiye’yi de kapsayıp kapsamadığını derinlemesine tartışmaya başladı.
Dördüncüsü, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi,Avrupa’da da insan hakları söylemi 90’larda büyük bir taraftar kitlesi buldu.İnsan hakları bu dönemde,Batılı ülkelerin uluslararası ilişkilerinde belirleyici rol oynamaya başladı.
Beşincisi,Yunanistan’la yaşanan anlaşmazlıklar,Kıbrıs gibi temel sorunlar Türkiye-AB ilişkilerinin gidişatını çok etkilemeye başladı.
Altıncısı, Türkiye ile AB’nin ikili ilişkilerin geleceğine,niteliğine ve öncelikli hedeflerine ilişkin yaklaşımlarındaki farklılık, 1990’larda iyice belirginleşti. Türkiye’nin ısrarla tam üyelik hedefini kovalaması ve ilişkilerin geliştirilmesi için atılan her adımı aslında tam üyeliğe giden yolda bir ilerleme olarak görmesine karşılık, AB tarafı 1990’ların sonuna kadar Türkiye’yle ilişkileri tam üyelik perspektifi vermeksizin,ortaklık ilişkisi çerçevesinde yürütmeye özen gösterdi.
Image Source