Bu son hafta zor geçti. Hatta henüz bitmediği düşünülürse "geçiyor" diye kurmak da mümkün cümleyi. İşle ilgili manasız bir yoğunluk oldu. Bu yoğunluğun nedeni ne diye düşünmedim değil çünkü sektör hem Ramazan, hem mevsim dolayısıyla olabildiğine durgun, müşteriler yan gelip yatmakla meşgul, biz neden bu kadar koşturduk çok emin değilim. Baktığında ortada bir şey de olmaz ya hani öyle.
Diğer yandan bir takım sağlık sorunlarıyla uğraştık. Şimdi iyiyiz neyse ki ama yakın çevremdeki hemen herkes hastanelik olacak kadar hastalanmayı başardı. Bana da aynı şey olmasın diye ilaçlara yüklendim, hastanelik olmadım belki ama ilaçların fiziksel ve ruhsal olarak etkilerini çekmek zorunda kaldım. Hastalığın ve ilaçların bendeki en büyük yan etkisi duygusal olarak hassaslaşmak sanırım. Şansa da bu hafta üzülecek o kadar çok şey oldu ki sanki tüm enerjimi, neşemi bir daha kazanamayacakmışçasına kaybetmişim gibi hissettim. Bir de buna üzüldüm sonra 😄
Hafta içinde Steemit'e de çok az uğrayabildim bu sebeple. Sırf pasif duruma düşmeyeyim diye basit bir kaç içerik ayarladım. Fotoğraftı, yarışmaydı derken dolu dolu yazılarımı yazamadım. Görünmeyen ufak bir ara gibi oldu aslında. Ara ara uğradığım zamanlarda neler neler oldu? 'a ortak bir yazı sözü verdim, hala yazamadım. Kenarda notu alınmış pek çok konum vardı, birini bile yazamadım. #turkcebilim'in SP desteği aldığını öğrendim çok sevindim, hala bir katkıda bulunamadım. Bir takım yeni yeni projelerin geliştiğini öğrendim, göz ucuyla bile bakamadım. Steemit'i yerli borsalara ve yerli basına tanıtabilmek için ek bir yazı hazırlayacaktım, yazamadım.
'ın başlattığı;
,
,
,
,
,
ve
'nin de desteklediği "Yerli Borsalara Çağrı" hareketi için ufak ufak bir şeyler yapmaya başlamıştım, devamını getiremedim. Bu arada yarışmada beni de seçmişler, hesaba bir baktım ki fazladan SP ve SBD gelmiş, sevdindirik oldum. Yarışma kısmı bitse de daha yapılacaklar bitmedi, onları gerçekleştiremedim, şimdilik.😉
Sonuç itibariyle kendimi hem hayatı hem de burayı epey kaçırmış gibi hissediyorum. Bunca şey üstüste gelince insanın gün içindeki dengeleri değişiyor; neyi kaçırdığına değil, neyi kaybetme riski olduğuna odaklanıyor. İnsan doğası işte, kendimizi iyi hissetmediğimiz durumlarda primitif olarak hemen harekete geçip, durumdan çıkmaya çalışırız. Bu bazen kaçmak, bazen de savaşmak anlamına gelir ama bir şekilde hareket etmek, adım atmak gerektiğini düşünürüz ve tüm o karmaşanın içerisinde kendimize bir stres maddesi daha ekleriz. Bazı durumlar için iyidir bu, insanı hayatta ve ayakta tutar. Ancak ben bu haftanın karmaşasını durarak, sakince bekleyerek, olacak olanların kendi halinde sonuca ulaşmasına imkan vererek atlatmayı seçtim. Ve ne yalan söyleyeyim karakterim için kolay bir iş değil, durmayı pek sevmem; illa "hemen" toparlayayım, "hemen" bir adım ötesine gideyim ya da "hemen" uzaklaşayım şeklinde bir yaklaşımım olur. Ama durmak, beklemek ve sabretmek de gerek işte bazen. Sonuçlar iyi de olsa kötü de, bazen sadece akışına bırakmak gerek. O yüzden bu haftayı daha çok durarak, işleri güçleri her şeyi kenara bırakıp kafayı sakinleştirerek, erkek arkadaşıma sarılıp dizi izleyerek geçirdim. Size de dinlemeniz için bir şarkı getirdim.
Koşmaya gücünüz, durmaya cesaretiniz olması dileğiyle...
cover photo source