Bir süre önce bahsettiğim yaratıcılık hakkındaki yazılara bugün itibariyle başlıyorum. Hem yaratıcı bir sektörde çalışıp hem de gerek hayatta gerekse burada belirli bir düzeni tutturmak her zaman planlar dahilinde oluyor ki bu düzensizlik konusunu da serinin ilerleyen yazılarından birinde değineceğim 😉
Gelelim asıl meselemize, yani yaratıcılık meselesine. Yaratıcılığımızı nasıl arttırabileceğimizi konuşmadan önce işin biraz teorik kısmından yani yaratıcılığın ne olduğundan başlayalım istiyorum. Çünkü az önce de dediğim gibi yaratıcılığın ne olduğu gerçekten bir "mesele". Net bir tanımı olmadığı gibi herkes için de aynı anlama gelmiyor. Tanımını ve anlamını belirleyemediğimiz bir şeyi nasıl kullanabilir, nasıl geliştirebiliriz diye düşünüyor olabilirsiniz. Bunu düşünüyorsanız doğru yazıyı okuyorsunuz demektir çünkü tanımlar ve sonuçların herkes için farklı olmasının bir nedeni yaratıcılığın aslında bireysel ve size özel gelişmesi. Ve bu gelişim de sorular sorarak, düşünerek başlıyor. Ancak her ne kadar uzayla ilgili araştırmalarda bilinmeyen uçan nesnelere UFO denilip ortak bir kavram yaratılabiliyorsa da yaratıcılık üzerine çalışan sanatçıların, araştırmacıların, bilim insanlarının bu konuda farklı fikirleri var.
Bunlardan biri olan Mo Stein, yaratıcılığın tanımını şöyle yapar :
Yaratıcılık; belirli bir zaman diliminde başkaları tarafından faydalı, ölçülebilir veya tatmin edici olarak kabul edilen yeni bir ürünle sonuçlanan bir süreçtir.
Stein'in tanımına göre bir sürecin sonunda ortaya çıkan "ürün" başkalarının tatminine bağlı, matematiksel olarak ölçülebilen değerlere sahip ve mutlaka "faydalı" olmalı. Bana sorarsanız bu epey yanlış bir tanım çünkü bu tanım dahilinde örneğin futbolun da bir sanat olarak kabul edilmesi gerek. Birilerini tatmin ediyor mu, evet. Matematiksel olarak ölçülebiliyor mu, evet. Faydalı mı, evet. Özellikle de gündemi değiştirmek konusunda siyasetçiler için oldukça faydalı. Bu tanım dahilinde bir de aşağıdaki resme bakalım.
Jackson Pollock tarafından 1948 yılında yapılmış bu resim(1) sizce faydalı, ölçülebilir ya da tatmin edici mi? Sanatçının geçmişini, yapıldığı dönemi ve benzeri bilgileri bilmediğinizde ve sadece resme odaklandığınızda eminim böyle düşünmezsiniz. İşin aslı kim olda düşünmez. Peki bu resmin 140 milyon dolarlık fiyatıyla sanat tarihindeki en pahalı eserlerden biri olduğunu söylesem? Bu bilgiyle beraber Mo Stein'in tanımına bir daha baktığımızda saatlerce sürecek bir tartışmanın içine girebiliriz. Ancak burada amacımız tek bir konuda beyin fırtınası yapmak değil, en azından şu aşamada değil sonra yapabiliriz 😉
Yaratıcılıkla ilgili bir sonraki önemli tanıma bakalım. Önce gelen psikologlardan olan ve modern anlamda yaratıcılığın babası kabul edilen Ellis Paul Torrence yaratıcılığın tanımını biraz daha geniş tutmuş :
Yaratıcılık; bilgi ve problemleri ya da bilgi eksikliklerini algılama, fikir ya da hipotez oluşturma, bu hipotezleri test etme, değiştirme ve sonuçları ilişkilendirme sürecidir.
Mo Stein'in nispeten daha materyalist yaklaşımına Torrence'ın daha sezgisel yaklaştığını görüyoruz. Torrence'a göre yaratıcılığın aslında düşünmeye ve sezgiye bağlı bir içgüdü olduğu sonucuna varabiliriz. Ünlü psikolog diyor ki karşınıza çıkan bilgi ve sorunları algılayabiliyor, fikir geliştirebiliyor, eksikliklerini anlayabiliyor ve bunların hepsini birbiriyle ilişkilendirip kendinizce bir çıkarım yapabiliyorsanız, yaratıcısınız ki bu durumda bilim insanlarının hemen hepsini yaratıcı kabul etmek mümkün. Hatta çoğu zaman iyi bir tesisatçıyı da. Ya da belki sabah kahvaltı hazırlarken eksik malzemenin yerine yeni bir şey deneyen sizi de. Yaratıcılığa herkesin hayatında yer var derken gördüğünüz gibi yalan söylemiyordum 😊
Matematik ve yaratıcılık profesörü olan Ruth Noller ise tüm bu havalı sıfatlarının hakkını verircesine yaratıcılığın tanımını matematiksel bir formülle yapmış.
C = fa (K, I, E)
Formüldeki sembolleri daha iyi anlamak için Noller'ın formülüne yaptığı açıklamaya İngilizce bakalım.
Creativity is the function of an individual’s Attitude, driving his or her Knowledge, Imagination, and ability to Evaluate ideas.
Yani yaratıcılık; bireyin bilgisi, hayal gücü ve fikirleri değerlendirebilme yeteneğiyle ortaya çıkan davranıştır diyebiliriz. Ve bu noktada önceki yaklaşımların aksine ilk defa "hayal gücü" ve "bilgi" kavramları devreye girmiş oluyor. Bu kavramlar yaratıcılığın geliştirilmesi aşamalarında oldukça önemli o yüzden aklınızın bir kenarında tutmanızda fayda var.
Farklı dönemlerde farklı insanlar tarafından yapılmış farklı pek çok tanım var. Hepsinin ortak noktası "farklı" olması. Yaratıcılık gibi. Bu tanımların her biri hem doğru hem eksik. Faydacı yaklaşım bizi gündelik hayatı kolaylaştıran yaratıcı ürünlere yönlendirirken, sezgisel yaratıcılıkta karşımıza çıkan sorunları algılama ve çözme konusunda yaratıcılığımızı gösteriyoruz. Ancak kişisel olarak Ruth Noller'ın yaklaşımı bana daha yakın. Bilgi, hayal gücü, değerlendirme ve harekete geçme, ortaya bir şeyler çıkarma süreci şu an yaratıcı endüstrileri ayakta tutan temelin ta kendisi.
Bir iki örnekle ufak bir beyin fırtınası yapalım. Yaratıcılığın en çok kullanıldığı alanlardan biri resim. Peki her resim yaratıcı mı?
Aşağıdaki resimde Hugh Laurie'nin bir fotoğrafını çizen sanatçının çok yetenekli olduğunu söyleyebiliriz, o kesin. Peki yaratıcı mı?
Biraz daha tanıdık bir yerden bakalım. 6 ay kadar önce 'in Steemit'in logosunu çizdiği bu çizimler daha mı yaratıcı? (Evet kesinlikle öyle 😉)
Bu sorular aslında yaratıcılığın hemen her gün devam eden temel tartışmalarından biri. Yetenek büyük bir potansiyel barındırsa da her zaman yaratıcılık anlamına gelmez. Evet ilk resimdeki sanatçı çok yetenekli ama bir fotoğrafı kendinden bir şey katmadan çizmek pek yaratıcılık içermez. Çünkü yaratıcılık sahibinin "kendinden bir şey katmasını" bekler. Birbirinden farklı tanımlarını gördüğümüz yaratıcılık kavramının en büyük ortak noktası "yaratıcı"dır aslında. Yaratıcı ürün, eser ya da fikirlerde her zaman yaratıcının diğerlerinden ayrılan, başka türlü baktığını görürüz. O şeyi yaratıcı yapan şey budur.
Biraz daha gündelik hayata bakalım. Sanırım benim gibi yemek yapmaktan pek anlamayan birinin bile bildiği yemeklerden biridir makarna. Çok tanıdık, çok bildik bir tat. Makarnayı al/yap, suda haşla, sos yap, ye gitsin. Bir makarnaya ne kadar yaratıcılık katılabilir ki? Değil mi? Değil. Aşağıdaki videoyu bir izlediğinizde bir makarnanın bile yaratıcı dokunuşlarla neredeyse bir sanat eserine dönüşebileceğini görebilirsiniz.
Sonuç itibariyle her ne kadar farklı fikirler olsa da yaratıcılığı günümüzde kabul gören haliyle bir derleyip toparlarsak; yaratıcılık, bir bilgiye, nesneye, fikre, olaya ya da hayatta karşınıza çıkan herhangi bir şeye alışılagelmişten farklı bakmak ve bu bakışla o şeyi yeni bir boyuta taşımaktır diyebiliriz. Farklı bakmayı tetikleyen faktörleri ise bir sonraki yazıda daha detaylı anlatmaya çalışacağım ama ondan önce size de bir iki sorum var.
Sizce yaratıcılık nedir?
En son ne zaman bir şeyi "çok yaratıcı" buldunuz?
References & Sources
1 - Number 5, 1948 by Jackson Pollock
Dr. House painting source
's drawing post