İşlerim dolayısıyla biraz aksamalı ve aralıklı da olsa sakin sakin ilerlediğimiz yaratıcılık serisine yaratıcılığın ardından yaratıcı insanı tanımlamaya başlayarak devam ediyoruz. Ancak bu tanımı teorik olarak yapmak yerine yapılan araştırmalardan derleyip toplayıp yaratıcı insanların ortak özelliklerine bakarak yapalım istiyorum. Mesleğim gereği yaratıcılıkla ilgili özellikle bilimsel araştırmaları çok fazla okumaya, araştırmaya çalışıyorum ve yıllar içinde aldığım notlardan, tanıdığım yaratıcı insanlarda gözlemlediğim ortak noktaları derlemeye çalışacağım. Bu maddeleri de hem sıkıcı olmasın dolayısıyla okunsun istediğim hem de üzerine düşünmeye konuşmaya fırsatımız olsun diye birden fazla yazıda, her yazıda bir kaç madde üzerine eğilerek yazacağım. Bu noktada hepsini bir kerede okumak isteyenler için bir süre bekleyip biriktirmelerini öneririm. Bu ufak hatırlatmayı da yaptığımıza göre asıl meselemize dönüp, konuya giriş yapabiliriz sanırım. Bugünkü bölümün konusu ise hayaller! 😊
1. Yaratıcı insan hayal kurar...
Hadi canım! Ne kadar da bilmediğiniz bir yerden girdim değil mi konuya? 😃Konu yaratıcılık olduğunda hayal kurmaktan bahsetmemek olmaz elbette ama bu konuyla ilgili özellikle tanıştığım gençlerde büyük bir yanlı anlaşılma var. Her hayal, hayal kurmak demek değildir. Gelecekte büyük bir çiftlikte yaşayacağınızı, atlarla koşturacağınızı hayal etmek yaratıcılık tanımları içinde bahsettiğimiz hayal kurma ile aynı şey değil. Yaratıcı insanların hayalleri olmak istedikleri, yaşamak ya da deneyimlemek istedikleri şeylerin dışında herhangi bir şey hakkında "Ya ... olsaydı..." şeklinde kalıplaştırabileceğimiz hayaller olur genelde. Bundan 3 - 3.500 yıl kadar önce göç etmekte zorlanan ilk insanlardan biri muhtemelen "Ya yükümüzü ve hareketimizi kolaylaştıracak bir şey olsaydı" diye düşünmeye başladı ve tekerleği icat etti. Belki de garip şekilli taşları sürüklemeye çalışırken "Ya bu taşın köşeleri olmasaydı" diye düşündü. Hangi önermeyle yola çıktığını bilemesek de onlarca yıldır göç eden insanların arasında bunu düşündü ve bugün bile hayatımızın pek çok alanında kullanılan yuvarlak kavramını ve tekerleği icat etmiş oldu. Bunu yaparken amacı insanlık tarihini değiştirmek değildi elbette. Kim bilir belki de taşımaktan yorulduğu çocuğunu ya da hayvan derilerini artık taşımak istememişti. Aynı şeyi isteyen ve hatta hayal eden pek çok insan arasından biri ya da bir kaçı bunu gerçekleştirdi ki bu da bizi yaratıcı insanların ortak özelliklerindeki ikinci maddeye götürüyor.
2. Yaratıcı insan hayalinin peşine düşer...
İş hayal kurmakla bitseydi dünyanın en yaratıcı insanlarının biz Türkler olduğunu söyleyebilirdik. Çevrenizdeki insanları düşünün hemen herkesin ne kadar çok fikri, hayali var değil mi? Cafelerde, kahvelerde "Merhaba!" dediğiniz anda herhangi bir konu hakkında onlarca fikri olan, koca koca hayallerinden bahseden insanlar bulabilirsiniz. Az önce dedik ya her hayal, yaratıcı insanı işaret etmez diye, aynı şekilde hayalin peşine düşmemek de önemli göstergelerden biri. Nörobilimle ilgili olabildiğince çok okumaya çalışıyorum ve henüz tam karşılayan bir kanıtını bulamadım ama yılların gözleminden çıkardığım bir sonuç yaratıcı insanlarda inanılmaz bir tutku var. Dünyanın -bana göre- en saçma şeyinin peşine düşüp aylarca, yıllarca uğraşıp kafasındaki hayali gerçekleştiren insanlar tanıdım ve hemen hepsi o şey hakkında nasıl da yanıldığımı gösterdi. Eğer yaratıcı bir insansanız aklınızdaki bir görüntünün, sesin, fikrin peşinden koşmak için yanıp tutuşuyorsunuz ve bunun için zaman, emek ve hatta para harcıyorsunuz demektir. Eğer yaratıcı olduğunuz halde bunu yapmıyorsanız ya o fikir ya da hayal için yeteri kadar tutkunuz yok, ya da daha sonra değineceğimiz yaratıcılık süreçlerinden geçiyorsunuz demektir.
Burada konuyla dolaylı olarak bağlantısı olan bir konuya girmek istiyorum, korku. Bizimki gibi toplumun birey ve bireyin hayatı üzerinde önemli etkisi olan ülkelerde yaratıcılığın çok gelişmemesinin nedenidir korku. Çocukluktan itibaren yaratıcılığın en önemli temeli olan farklı düşünmenin bastırılmasıyla başlayan süreç ilerleyen dönemlerde fikirlere, hayallere "Saçmalama!" tepkileriyle devam eder. Bir süre sonra düşünmekten, hayal kurmaktan ve en önemlisi hayalin peşine düşmekten kaçan insanlara dönüşürüz. Çünkü toplum tarafından dışlanmak, yadırganmak, başarısız atfedilmek bizi korkutur. Tüm bu faktörler de yaratıcılığı ya da en azından yaratıcı motivasyonunu düşürür ama gene de yaratıcı bir insansanız başka şansınız yok, er ya da geç gene peşine düşersiniz.
Peki ya siz?
Hayal kurar mısınız? Ne tarz hayaller kurarsınız?
Hayallerinizin peşine düşer misiniz?
Hayallerinizin, fikirlerinizin peşine düşmenizi engelleyen şeyler nedir?
Aklınıza bir fikir geldiğinde ilk neyden korkarsınız?
cover source : freepik