Selam arkadaşlar.
Size 2014 senesinde katıldığım Denizli Büyükşehir Belediyesi Uluslararası Tiyatro Festivali'nde yaşadıklarımı anlatacağım. Biraz uzun olabilir. O yüzden okuru çok sıkmamak adına serilere böleceğim. Şimdilik böyle bir giriş yaparak nerede duracağımı bilmeden başlayayım.
O sene bir devlet okulunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapıyordum. Dersler yoğun geçiyordu ve bu yüzden bazen sıkıcı olabiliyordu. Benim de ikinci senemdi öğretmenlikte. Eğitim-öğretim sezonunun ortalarında 10. sınıf sayısal öğrencilerinden bir grup, benden bir etkinlik düzenlememi istedi. Böylece ders dışı bir şeylerle uğraşıp stres atabileceklerini düşünüyorlardı. Haklıydılar.
Ne düşündüklerini sordum. Bir planları var mı, nelerden hoşlandıklarını bilmek için biraz konuşturdum. Şiir dinletisi yapabileceklerini söylediler. Halk oyunları gösterisi yapabileceklerini söylediler. Hmm, tiyatro yapabileceklerini söyledikleri anda, durun, dedim.
Tiyatro yapacağız, aklınıza herhangi bir oyun var mı?
Yok dediler. "Hocam, siz bize bir oyun çıkarabilir misiniz?" diye heyecanla sormaya başladılar. Bu arada öğrencilerin geçmişteki ve o anki hâl ve hareketlerini, konuşma becerilerini düşünüyorum; farkında değiller. Parıl parıl parlayan gözleriyle bana heyecan dolu sorular sormaya devam ettiler. Akşam eve gittiğimde yıllar önce izlediğim bir oyunu hatırladım. Oyunun adı "Bir İshak'sın Bir Cemil". Yılmaz Erdoğan'nın yazıdığı bu oyunu hatırlamamın sebebi ise öğrencilerden birini İshak rolüne acayip yakıştırmam. Benim izlediğim İshak ise öğrencime çok benziyordu. :)

Soladaki, İshak. Sağdaki, Cemil
Cemil:
Allahım sen nasıl bir adamsın be! Nasıl böyle düz olabiliyorsun! Senin için, senin yüzünden burada olduğumuzun bile farkında değilsin!
İshak:
Bana mı diysin Allah mı?
Gezi yazısı olacak diye başladığım yazı, hapiste geçen bir tiyatro oyununa dönüşmeye başladı. Olsun bu oyun olmasaydı Denizli'yi gezemeyecektik. Her neyse. Bu oyunu sırf çocuklar eğlensin diye okulda oynadık. O sıralarda Denizlide bir tiyatro festivali olduğunu, video çekip gönderebilirsek festivale çağırılabileceğimizi öğrendik. Güle oynaya; hatta kendi kendimizle alay ederek videoyu gönderdik. Hiç beklemiyorduk; fakat festivale çağırıldık.
Hierapolis Antik Tiyatrosu
Pamukkale'ye gidecektik. Orada dünyanın farklı yerlerinden gelen tiyatro grupları ile tanışacaktık, oyunlarını izleyecektik; günde iki oyun! :) Belediyenin konaklama, yeme içme ve şehir turu olanaklarını sağladığı güzel bir 11 gün yaşayacaktık. Yaklaşık 10 yaşında iken gittiğim Denizli'ye bir kez daha gidecektim. Çocukluktan kalma bir sevgidir Denizli'ye beslediğim. Yıllar sonra gezmek bambaşka bir his veriyordu bana.
Şimdilik buraya kadar olsun. Bir sonraki bölümde nasıl yola çıktığımızı, yolda yaşadıklarımı, ve yolun sonunda ilk olarak neler gördüğümü anlatmaya çalışacağım. Daha sonraki bölümlerde Pamukkale, Hiearapolis ve Laodikeia hakkında bol fotoğraf ve kendi fikirlerimi paylaşacağım.
Görüşmek üzere. :)
Fotoğrafların kullanım hakkı