Merhaba arkadaşlar!
Sonunda yazımızın son bölümüne de geldik. Geçen yazıyı şöyle noktalamıştık.
1982'de restorasyonuna başlanan terminale 12 milyon dolar harcanmış ve 1990'da yeni haliyle tekrar açılmıştır. Bugünlerde istasyon eski günlerine geri dönmüş tekrardan şehrin merkez ikonlarından olmayı başarmıştır.
Grand Central Terminalin tarihini 2 yazıya anca sığdırabilen ben, bu yazıda da terminalin daha farklı özelliklerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Liste çok kabarık ama en ilginçlerinin üzerinden bir bir geçeceğiz. Bir önceki yazılar için linkleri de bırakayım şuraya:
- Grand Central Terminal Yazı Dizisi - NYC - Bölüm 1
- Grand Central Terminal Yazı Dizisi - NYC - Bölüm 1.5 - Çekim Hataları
- Grand Central Terminal Yazı Dizisi - NYC - Bölüm 2
Çalınan Kartal Heykelleri
Grand Central İstasyonu 1902'de yıkılmadan hemen önce etrafında kanat genişliği 30 metreyi bulan 10 tane kartal heykeliyle çevriliydi. Yıkımın başlamasının hemen ardından neredeyse bütün heykeller kayboldu. Bu 10 heykelin 9'u New York eyaletinin kuzeyinde bulundu. Bulunan heykellerden hırsızlarının kartalları açık arttırmayla özel şirketler ve firmlara sattığı ortaya çıkmıştır. Bazı heykeller özel mülklerin bahçelerinde bazıları müzelerde bazısı da tren istasyonlarında görülmüş. Kaybolan heykellerden sadece ikisi tekrardan Grand Central yolunu bulabilmiş.
Şimdilerde terminalin köşelerinde gördüğümüz kartal heykelleri orjinal olanlardan ikisi. Pahalı bir restorasyondan geçen heykeller terminal etrafındaki Manhattan caddelerini süzmeye geri dönebilmiş.
Grand Central Terminal Tavanı
Teminalin tavanındaki görsel şöleni yapmak için bir düzine insandan fazlası çalışmasına rağmen asıl işi yapan sadece 5 önemli isim vardı. Çoğu mimar ve artistlerden oluşan bu grup içerisinde 1 tane de gökbilimci yer almaktaydı. Gökkubbeyi tavana resmeden bu ekip çoğunlukla Johan Bayer'in 1603 yıldızlı atlasına olan Uranometria'yı kullanmıştı.
Kaynak: Tartu Observatory Virtual Museum
Açılışından 2 ay sonrasında bir yolcu semanın ters resmedildiğini farketmiş, doğunun batı, batının ise doğu yönünü işaret ettiğini su üstüne çıkarmıştır. Bu fiyaskonun nedeni ise aslında çok basit bir hatadan kaynaklanmıştır. Ellerinde atlasın kopyası olan sanatçılar, kağıdı tavana doğru tutmuş, haliyle de doğu ile batı yer değiştirmiştir. Normalde yere doğru bakılırken çizilen atlasın yön değiştirmesi de kaçınılmaz olmuştur. Normal olarak elinizde tuttuğunuz bir haritada farzedelim ki yüzünüzün dönük olduğu kısım doğu olsun. Aynı haritaya baş hizanızdan tavana doğru kaldırarak bakarsanız doğunun diğer tarafı gösterdiğini farketmeniz çok da zor olmayacaktır.
Kaynak: Pexels
Tavanla ilgili daha birçok bilgi daha olmasına rağmen ilginç bir hikayeyi de yazıp bir sonraki hikayeye geçmek istiyorum. Tavanın bir köşesinde yer alan bu kocaman yengecin hemen alt kısmında ufak siyahımsı bir parça görmek mümkün. Ben ilk baktığımda çok zorlandığım için sizlere biraz daha büyütülmüş versiyonunu hazırladım.
Genel olarak bilinen şudur ki eskilerde istasyonda sigara içilmesine izin verildiğinden dolayı terminalin tavanı bir zaman sonra kararmış ve adeta çamur rengine dönmüştür. Tavan yenilendiğinde, yetkililer, tavanın eski halini gösteren ufak bir parça bırakarak sigaranın verdiği zararı insanlara anlatmaya çalışmış. Fakat restorasyonu yapan firma bu kara lekelerin detaylı analizini yaptığında asıl zararın araba ve kamyon egzostlarından çıkan emisyonlar tarafından oluştuğunu ortaya koymuştur.
Terminaldeki Gizli Oda
Tekrar inşaa edildiğinde mühendisler terminale gizli bir elektrik santrali koymayı da ihmal etmemiş. "M42" adıyla bilinen bu oda 11,000 volt kapasiteli alternatif akımı doğru akıma çeviren bir dönüştürücüye sahiptir.
Kaynak: Science Channel
1980'lere kadar varlığı bile bilinmeyen bu odanın hikayesi ise bunla sınırlı değil. Bu güç haznesi 2. dünya savaşı sırasında Amerikan askerlerini ve silahlarının trenlerle nakledilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu önem zamanın gaddar lideri Adolf Hitler tarafından da farkedilmiş olsa ki, bu odayı patlatması için bir ajan görevlendirmiş. Ajan bu odayı bulup girmeye çalışırken güvenlik görevlileri ve FBI tarafından farkedilmiş ve amacına ulaşamadan etkisiz hale getirilmiş.
Terminaldeki En Değerli Şey Zaman Mı?
Terminalin ortasındaki danışma ofisinin üstünde, bir adet kıymetli opal parçasından yapılmış dört yüz bulunan bir saat mevcut. Eğer benim çekim hataları içeren videomu izlediyseniz, oradaki son sahnenin aslında bu saatin önünde çekildiğini farketmişsinizdir.
Bu saat terminaldeki açık alanın tam ortasında yer almakta. Toplamda, bu saatin her şeyiyle birlikte 10-20 milyon dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Aynı danışma ofisinin içinde, bir alt kata inilebilen başka bir ofis kabinine götüren silindirik pirinç kap tarafından örtülmüş gizli çelik bir merdiven de var olduğu söyleniyor. Kim bilir belki de orada saati korumak için bir tür güvenlik mekanizması oluşturulmuş olabilir.
Günde 750 binden fazla insanın ziyaret ettiği terminalin hikayesinin de böylece sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bana kalsa daha sayfalarca yazı yazmak isterdim ama maalesef zamanım çoğu zaman kısıtlı oluyor. Daha Kaliforniya yazısına başlamadan Vaşington'a gidiyorum. Haftasonu da kar fırtınası bekleniyormuş. Umarım bizleri çok etkilemez :)
Bu yazıyı serisini tamamını okuyanlara da buradan çok teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde daha çok yazma isteği düşüyor içime.