Pazar günü, çoğu kişi için yatıp dinlenme günü olarak adlandırılsa da benim için artık kovboy filmiyle güne başlamak demekti:) günün kalan kısmı zaten benim öyle değil mi:)
İşte bu duygularla trt1'i açtım tabi biraz erkendi ve yine 'aslan ailem' dizisinin tanıtımının yapıldığı program vardı ekranda. Bu diziyi kimler izliyor acaba diye de düşünmüyor değilim hani:)
Neyse ki bitti ve reklamlar başladığı sırada neden hep kovboy filmlerinde erkekler oynuyor, hiç kadın başrol görmedim keşke olsa da izlesem, hem keyifli olur diye kendi kendime konuşurken, filmin jeneriği dönmeye başlamıştı bile:)
2 adam ellerine almışlar ismini bilmediğim müzik aletlerini tıngırdatıp kameraya bakarak şarkı söylüyorlar:)
cat ballouuu haydutlar kraliçesi cat ballouuuu diye
aa yoksa bir kadın kovboy mu göreceğiz:) evet,
başka bir şey dilesem olurmuş
dediğimiz anları yaşıyordum o an:)
Filme dönersek; 1894 yılında yaşanmış gerçek bir hikâyeden esinlenilerek 1965'de çekilen filmimiz bir tren sahnesiyle başlıyordu.
Uzun yıllar dışarda okuyup öğretmen çıkan genç ve çok güzel Catherine, nam-ı diğer Cat baba evine dönmek için yurt müdürü tarafından trene bindirilir. Önce boş yer bulamazlar ve kelepçeyle Şerif'e bağlı gencin olduğu kompartımana gelirler. Manzarayı görünce burası güvenli değil diyerek uzaklaştırsa da kız ve erkeğin bakışmasını engelleyemez:)
Sonrasında bir rahibin tek başına oturduğu bölüme gelirler ve Cat'e,
din adamının yanında güvendesin
der ve gider, film aslında tam bu noktada başlar.
Rahip kılığına giren adam sarhoştur ve elindeki İncil'in içine sakladığı silah sayesinde tutsak olan amcasını kurtarır. Kaçarken bizim Cat'in yattığı yere gelip saklanır ve kurtulurlar.
O sırada at terbiyecisi olan kızılderili gelir, (ben de ne zaman çıkacak diye bekliyordum film bitiyor nerdeyse:) herkesin kendisini hor görürken babasının ona sahip çıktığını anlatır. O anda dikkatimi çeken bir şey oldu.
Bay Ballou yanlarına gelerek "şelam aleyküm" dedi. O da "ben bir kızılderiliyim o seçilmiş insanlardan değilim" diye cevap verince "kızılderililerin israil'in kayıp kabilesi olduğunu" söyledi.
Çok ilginç değil mi böyle bir filmde bu sahne neden buraya sıkıştırılmış anlam veremedim açıkçası.
Bir dönem de Türkler ve Kızılderililerin gen yapısının birbirlerine benzediği yönünde yazılar okumuştum çok garip.
Tabi böyle bir diyalog çıkınca not etmeden geçmedim:)
Babasını mafyanın tuttuğu "gümüş burun" lakaplı kiralık katil öldürünce, bizim güzel Cat intikâm ateşiyle yanıp tutuşuyor...
yüreğinde gözyaşları var
ama onu ağlatamazlar
diyerek şarkılarını söylüyor yine iki adam:)
Eski ünlü bir silahşörü de parayla tutuyor ama adam ayyaşın teki çıktı Rıza Baba:)
Trende yardım ettiği iki adamı da yanına katıp bir çete kuruyor kendine.
"duvardaki delik" isimli bir kasabaya gidiyorlar. Burası suçluların ve arananların bulunduğu ama devletin de pek girip bulaşmak istemediği bir yer. Orada tren soyma planları yapıyorlar. Çünkü o trende babasının ölümüne sebep olan adamın paraları var.
Cat Ballou idam sehpasına çıkarılıyor. O anda son sözleriyle bu dünyadan günahsız bir şekilde ayrılmasını sağlayacak rahip (o da nasıl bir şeyse:) geliyor. Bu rahip kılığındaki adam tabi ki trendeki adamdan başkası değildir ve güzel bir taktikle kızı kaçırıyorlar:)
Yine ekranda bu iki adam şarkısını söylüyor:)
haydutlar kraliçesi cat ballouuu
Film çok eğlenceliydi hele ki bir dans sahnesi vardı ki:))) tüm kasaba şarkının ritmine ayak uydurup ortaklaşa dans ederken, yeşilçamvari bir kavga çıkıp da herkesin önüne gelene yumruk atması beni benden aldı:)))
Okuyanlar varsa hâlâ çok teşekkür ediyorum:)