Bundan aylar önce bir akşam Trt1'in 50.yılı özel programı vardı. Biz de kesin nostaljik görüntülerle süslenmiştir diye ekran karşısındaki yerimizi aldık, elimizde miss gibi dumanı tüten çaylarla. 🙆
Efsane dizilerden bölümleri görünce de çocukluğuma gittim ister istemez. :) çünkü Trt demek benim için çocukluğum demekti.. 'Bizimkiler' dizisi aile apartmanında yaşamın nasıl olduğuna dair ipuçları vermeye taa o zamanlar başlamıştı. :)
'Kaynanalar' dizisi de bunu pekiştirdi aslında. :) Ödevler son güne bırakıldığından onunla uğraşılırdı, çamaşırlar o gün yıkanır sobanın üstüne asılır, şıp şıp şıp diye üzerine su damladıkça sobadan ses gelirdi.
Meyve tabağındaki mandalinaları soyup yedikten sonra kabuklarını sobanın üzerine koyardık, etraf miss gibi kokardı; ama annem görünce çok kızardı. 'Leke yapıyor bir daha koymayın' demesine rağmen yine yapardık. :) Herhangi bir kağıt çöpümüz çıktığında, sobanın içine atar, yukardan yanışını izlerdik zevkle. :) Bazen de plastik ambalaj kağıdı atardık eve dumanı yayılırdı, pencereleri açardık annem fark etmeden. :))
Bir keresinde kağıt atıyordum elim sobaya değdi ve kızarmıştı, hâlâ küçük izi durur baktıkça o günü hatırlatır bana. :)
Eğlence programları vardı pazar günlerini neşelendiren; 'Evet-Hayır' oyununu izler evde kardeşimle oynamaya çalışırdık. :) Cenk Koray'ın Tele Kutu oyunu vardı hatta kuzenim katılmıştı kızıyla. Biz de halamlardaydık tv'nin karşısına geçtik maaile. Jenerik çıktı tam o anda elektrikler kesildi. 🙅
Neyse dedik nasılsa evde kayıt cihazına alıyorlardır oradan izleriz; ama meğerse yayınlanırken meclis tv canlı yayına geçmiş, 3-4 saat onu yayınladıktan sonra yarışmanın devamını göstermişler. :) Cihaz zaman ayarlı olduğundan kasete meclisteki hararetli tartışmaları kaydetmiş, izlerken şok olmuşlar. 😸😸😸 Sonuç olarak akrabalardan hiç kimse izleyememişti..🙄
Pazar günü demek, buz pateni, çiftli artistik patinaj gösterisi izlemek demekti. :) Hayranıydım resmen çok hoşuma giderdi, özellikle çiftli olanları çok severdim. Trt'nin gecesinde görünce canlandı anılar tabi. 🙆
Sabahları kahvaltı ettikten sonra dışarı çıkardık, öğleden sonra başlayan 'Susam Sokağı'na dek oynardık arkadaşlarla. Bir gün hep birlikte Muğla'nın rengârenk çiçek açmış bahçelerine gitmiştik, göz alabildiğine beyaz, mor, sarı, kırmızı, pembiş çiçekler, papatyalar, miss gibi kokan ağaçlar vardı. Çiçek toplamaya dalınca vaktin nasıl geçtiğini anlamamışız, Susam Sokağı başlayıp da ben gelmeyince eve, annem çok korkmuş. 4 yaşındayım ben de o sıralar, annem sokak sokak aramış telaşlanmış tabi.. Akşam olmak üzereydi sanırım eve geldim bir buket karışık çiçekle ve anneme uzattım kapıyı açınca.. O an annem beni görünce bir tokat atmıştı, çiçekler yere düştü ilk ve tek tokadımdı hâlâ hatırlarım.. 😳 Bir sürü fırça çekti tabi. :) Türk anneleri böyledir hem hayatından endişe edip hem de görünce tokadı basar. :) Normal değiliz galiba, ben olsam ben de öyle yapardım belki şu an düşünüyorum da. :D
Ben tv'de nostalji programını izliyorum güya ama asıl nostalji filmi benim beynimde çekiliyor o anlarda. 🙆♀️
İyi ki vardın Trt :)