yağmur damlaları telaşlı biri gibi tıkırdatırken camı, uyku mahmurluğundan olsa gerek bi an gözler açılıp etraf kolaçan ediliyor, odanın kapkaranlık olmasıyla minik bir tebessüm oluşuyor, hâlâ gece geç vakitler olduğunu sanıp, yorganın içine biraz daha sokuluyorsun huzurla..
bir müddet yalancı mutluluğu yaşadıktan sonra gerçeklerle yüzleşiyorsun alarmın o rahatsız edici monoton sesiyle..
gün doğmuş, bir kent uyanmış da sen hâlâ sahte zevkler peşindesin diyerek muzipçe gülüyor ve ömür defterinde yeni bir sayfa daha verildiğine şükrediyorsun..
perdeyi aralayıp yeni günü karşılayan insanları izliyorum, okuluna yetişmeye çalışan bir afacan annesinin elini bırakıp koşarak giriyor kapıdan, başının üstünde taşıdığı ekmek teknesini sıkı sıkıya tutmuş yaşlı amca henüz kahvaltı yapmayanlara simit yetiştirmeye çalışıyor, esnaflar bir bir kepenklerini kaldırıyor ilk siftahı çabucak yapmayı umut ederek..
kimi evlerin pencereleri açılmış temiz havayla dolarken kimi perdeler de karanlığı yaşatmaya devam ediyor hanesindekilere..
kim bilir kaç kadın ağlayarak uyuduğu yatağından üzgün şekilde kalkıyor, kim bilir hangi kötülükler gizlenmeye çalışılıyor güneşin aydınlığında..
hangi hırslarımız esir etti bizi geceleyin, kaç kalp kırıldı dünyalık hevesler uğruna, birbirini üzecek kadar mı kirlendi içleri, dostluklar gideceği yola kadar eşlik etmekten mi ibaretti, verilmiş sözlerin hiç mi hükmü yoktu, emeklerin üzerini bir kalemde silmek bu kadar kolay mıydı, insanları yaralamak için söylenen sözler unutuldu mu, saçların ucuna kadar bu kadar mı battınız çamura, uzatılan bir ele tükürmek hangi insanlığa sığıyor?
ruhu cendereye alınmış, özgürlüğün tadını hiç tatmamış, bunun eksikliğini bile fark etmeyen yüreklere de Rabbim aydınlığını bahşetsin, kalplerdeki kirleri arındırsın, tertemiz günleri görebilsin..