Sonbahar gerçekten bu kadar melankoli mi kokar burcu burcu?
Ya da biz öyle görmek ve buna inanmak istiyoruzdur kim bilir.. Hüzünlü günlere ve gecelere sığınmak için bahanedir belki..
Belki de sonbaharın anlatacağı bambaşka hikâyeleri vardır, hiç kulak verip duymak istedik mi? Umudun içimizde yeşerdiği, yeni başlangıçlara gebe olan günlerde, aşka açılan kapıların olduğu sokaklarda yürümek ne hoştur.. Bir durup bakmak, dinlemek, hissetmek gerekmez mi?
Küçükken o ânın kıymetini tam idrâk edemediğim, belki de çok basite indirgediğim, göç eden kuşları hayranlıkla izlediğim günler geldi aklıma. Gün boyu sürerdi ve adeta hava kararırdı onlar geçip giderken. Tüm çocuklar sokakta seyre dalardık; kuşların çığlık çığlığa dans ederek üstümüzden uçuşunu.
Kimimiz onları bir daha göremeyecek oluşunun hüznüne kapılır; kimimiz de el sallar, dönüş yolunda yine orada olmak için sessizce sözleşirdik kuşlarla..
O zamanlar bana hep bir terk ediş, bir vazgeçiş gibi gelirdi; bu topraklara veda etmeleri. Ama şimdi düşünüyorum da peki gittikleri yer için yeni bir başlangıç olmuyor muydu, eski bir bacanın üstündeki rüzgarın eksilttiği çalıdan yuvaya mesela. Oradaki çocuklar da heyecanla karşılıyordu belki onları. Kıskanılası bir özgürlük demekti başka diyârlara kanat çırpmak..
Bu günlerde kuru ayaz yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Sabahları biraz daha loş bir havaya gözlerini açarsın, battaniyeye daha fazla gömülesin gelir. Sokakta yürürken her köşe başında meşhur Ankara Simidi'nin kokusunu alırsın. Artık okul bahçesinden gelen çocukların şen kahkahaları da daha az duyulur..
Akşam evine yetişmeye çalışan telaşlı insanların arasından geçerken kestane kokusunu alınca çocukca sevinir ve hemen kendini onun önünde bulup, parmakların yana yana o nostaljik lezzeti tatmaya çalışırsın. Sobanın üstünde yapıldığı, tüm aileyi birleştiren zamanlardaki gibi gelmese de mutlu hissedersin kendini. 🙆♀️
Bazen nadir de olsa o büyülü booozaa sesini duyacağın gecelerin yaklaştığını düşünmek bile sevindirir seni. :)
Sonbahar lezzetlidir; biraz ayva biraz nardır, artık sobanın üstünde tüm evi o mayhoş kokusuyla sarmıyor olsa da mandalinadır, manav tezgâhında görünce nesli tükenen bir canlıyı görmüş gibi heyecanlandığım cennet hurmasıdır, yamuk yumuk Ankara Armutu'dur. 🙆♀️
Tarçın kokusunun esir aldığı sıcacık sahleptir, dumanı üstünde tüten sütlü kahvedir, sıcak çikolata eşliğindeki muhabbetlerin ve durak sohbetlerinin yıllar sonra bile bir yıllık sayfasında anılmasına sebep olacak günlerin başlangıcıdır sanki. 🙆♀️
Yağmur çiselerken, şeffaf şemsiye satanları görmezden gelerek, sevdiğinin sıcacık elini tutup dolaşmaktır Kızılay'ı Karanfil Sokağı'nı.. Sokak müzisyeni sayısının azalmasıdır tek hüzünlendiren belki de..
Ayaklarımızın altında hışırdayarak hafif bir ürperti veren yapraklar, kulaklara bir şeyler fısıldayan rüzgâr, cama vuran damlalar, miss gibi toprak kokusu, dünyayı aydınlatan ama içimizi ısıtmaya yetmeyen güneş, doğanın hareketlerini yavaşlatıp kendi içine çekilmesiyle insanda tembellik hissi uyandıran, kitap ve dergilere gömülüp zamanın kağnı hızında ilerlemesine rağmen 'ne çabuk akşam oldu' dedirten, gölgelerin günbatımında sahiplerini terk etmek istercesine uzadıkça uzaması ve ağaçların bir ressamın firçasından çıkmışcasına renkten renge bürünmesidir sonbahar..
Düşüncesi bile insanı alır bir yerlere götürür, kimimiz gittiği yerde mutludur ve dönmek istemez geri. Huzurludur, sarıp sarmalar o anıları.
Kimimiz de yalnızlık ve grileşmeye başlayan ruhunun içinde kaybeder yolunu ve karanlıkta bulur kendini.
Sonbahar..
Herkesin kalbinin derinliklerindekini hatıra getiren bir mevsim. Bir düşünün, sizin için de ne unutulmuşlar saklıdır içinde kim bilir..