Uykunun en tatlı yerinde, kulağımın dibinden bir helikopter geçti sandım bir an:) 24 saat açık olan camdan giren devâsa sineğin, üzerime doğru pike yaptığını anladım ama yine de tek gözüm kapalı hâlde uykuma devam etmeye çalışıyordum. Örtüyü kafama kadar çektim ama bu kez de odayı turlayarak, eşyalara kamikaze dalışı yapmaya başladı:/
Artık uyku falan hak getire. Gözümle takip ediyordum ve kocaman sineğin anlamsızca kendini pat pat pat diye duvarlara, aynaya çarpması beni sinir etti. Ben anlamıyorum hem açık bir cam bulunca içeri dalıyor hem de tekrar çıkmak için, pata küte çarparak deli divâne uçuyorlar:/
《cama çarpan sinek karikatürü enter》
Gidip perdeyi çektim ve camı ardına kadar açtım, bekliyorum ki ışığa gelsin ve defolup gitsin. Acıdım öldürmeyeyim, ortalığı kirletmeyeyim diyorum ama çıkmıyor. Pusmuş bir köşede ellerini ovuşturup bana garip hareketler yapıyor:)
Sanki ehehehe diye pis pis gülüp oh olsun işte, nasıl da uyandırdım erkenden der gibi.🙍♀️
Gündüzleri bozuk traktör gibi kafa patlatarak uçarken, geceleri öööyle en son kondukları yerde hareketsizce kalırlar. Gece uçmayı sevmezler ama sabahleyin onları aynı yerde bulursunuz. Deli midir nedir, amaçları ne acaba?
Elime bir örtü alıp, 'kımılda biraz çık şu camdan' diye salladım ama bu kez de yere yakın uçmaya başladı. Ağırlıktan mıdır nedir uçamıyor da. Sanki uşağı var karşısında da beni açık pencere önünde bekletiyor. Acıma duygum da yavaş yavaş azalıyor tabi bu arada. Binlerce küçük göze sahip olmasıyla hava atmasına rağmen, açık pencere yerine sabit cama kafa atıyor. Nasıl bir manyak bu diye düşünürken, sonunda çıkıp gider ve hızla kapatılır cam, çekilir perde...
Sineklerin hakkından gelse gelse uğur böcekleri gelir diyerek, favori çizgi filmim olan Minuscule'u açıp izledim valla.🙆♀️
Ya bayılıyorum bu film serisine. İzlemediğim bölümü yoktur belki de. Hatta bunun gibi beğendiklerimi defâlarca seyretmişimdir. Filmin senaristleri de, sineklere benim gibi gıcık oluyordur ki, hemen hemen her bölümde onlara bir uğur böceği musallat ediyor ve ben de keyifle izliyorum:))
Müziğini duymak bile bana huzur veriyor. Tabi eşsiz doğa manzarası ve cırcır böceklerinin de sesi eklenince tadına doyum olmuyor diyebilirim:) Şu an bu satırları yazarken de bir gözüm orada🙆♀️
Yıllar önce sinekleri, örümceklere yem yapışım geldi gözümün önüne:) Yeni bir eve taşınacaktık; gezdiğimiz ev çok boş kaldığından mıdır nedir, pencere kenarlarında örümcek ağları vardı ama bomboştu. Pervazlarda da havasızlıktan ölmüş bir sürü sinek vardı ve ben onları tek tek alıp örümceğin ağına bırakmıştım:) Şimdi düşünüyorum da örümcek onları görmemiş miydi acaba?
Bir de ilk defa gördüğüm bir böcek vardı, tesbih böceğiymiş ama o zamanlar ona top böceği derdik:) Böyle siyah tırtıl gibiydi, dokununca yuvarlanıp top gibi oluyordu:) İyyyk onlara nasıl dokunuyordum acaba, şimdi görsem korkup kaçarım:(
Eğlenceliydi ama, bir müddet o hâlde kaldıktan sonra, etrafta kimsecikler yok sanarak tekrar tırtıl gibi oluyordu. Ama pusuda bekleyen yaramaz kız çocuğunu hesaba katmıyordu tabi:))
Ama yıllar sonra, bir arkadaşımın bunları yuvarlak çikolata sanıp yediğini öğrendiğimde şok olmuştum. Dalga da geçemiyor insan, öyle vahim bir durum ki sadece yüzünüzü buruşturuyorsunuz🙅♀️
Bunları neden anlattım bilmiyorum, annem de arada okuyor buraları, umarım bu yazıyı okumazsın:)
Top böceğin tadını alan arkadaşım S eğer bir gün okursan beni bul..🙋♀️