Gördüğüm rüyadan ağlayarak uyandığımda, günün geri kalanının berbat ötesi geçeceğini düşündüm, hep böyle olurdu çünkü. Ama 21 Haziran, yani yılın en uzuuun günü bu şekilde kötü geçmemeli dedim ve beni iyileştirecek şeyin ne olduğunu bilmenin verdiği rahatlıkla, gidip tabi ki Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı açtım. 🙆♀️
O, beni iyi eden sihirli bir film. Hogwarts'ın kapısından girince kendimi büyülü bir dünyanın içinde buluyorum. On yüz bin milyonuncu izleyişim olsa da, repliklerini ezbere bilsem de, serinin en sevdiğim ve her başım sıkıştığında izlediğim filmi olduğundan bundan asla vazgeçeceğimi düşünmüyorum...
Yazarken devamlı dinlediğim efsane müziğimizi ekleyelim de buralar şenlensin. 🙆♀️
Finallerin yağmur gibi olduğu gecelerde bile 1 doz almadan duramazdım. Sanki 5-6 saat süren sınavlarda; filmdeki büyüleri soracaklar da, ben de Hermione'nin yaptığı tüm kilitleri açan Alohomora'yı diyeceğim. Sanki bilmediğim soruların yer aldığı kitaptaki o sayfayı açıp gözümün önüne getirecekmiş gibi.
Ya da koskoca filmde Harry'nin bir büyü bile yapmadan gözde öğrenci olmasına rağmen Ron Weasley'nin Wingardium Leviosaaa diyerek koca Trol'un sopasını havaya kaldırması gibi; tam önümde duran gözetmeni havalandırıp, biraz da diğer öğrencileri rahatsız etmesine yarayacakmış gibi seyrederdim. :)
Hangimiz çok sıkıntıda olduğumuz anlarda, elimizde bir sihirli değnek olsa da şu büyüyü yapsam diye hayaller kurmadık? Yapılacak işler dağ gibi yığıldığında bir parmak şıklatmakla hallolma ihtimaline sevinmedik? Sabah 08:30 dersine kendimizin bir benzerini gönderip, uykunun en tatlı yerine devam edebilmeyi istemedik ki?..
Hagrid'e hayatımı bile emanet ederim.
Diyen Dumbledore'un yerinde olmayı ve Hagrid gibi güvenilir birinin etrafımızda olmasını kim arzu etmez ki?
Hepimizin ailesinde gıcık bir kuzen mutlaka vardır, ona ders verip bir anlığına da olsa yılanın kafesine tıkıldığını görmek benim hoşuma giderdi mesela. (Çok mu caniyim acaba ama yılansız kafes olsun bari. :)
Bir de fırsatları, üstümüzden yağmur gibi yağarken görmeyiz. Tıpkı Harry'nin yerdeki mektuplar dururken havadakileri yakalamaya çalışıp, onları bir türlü okuyamaması gibi. :)
Bazen sadece Harry, sadece Harry olmak ve etraftaki kötü insanlardan uzaklaşıp Dursley'lerin kaldığı o mistik deniz fenerinde yaşamak, yakamozun ışıltısında, denizin dalga sesiyle gözleri kapamak ve martı sesleriyle güne uyanmak istersin, bu muhteşem olurdu. 🙆♀️
Keşke bunlar, âsâ ve Nimbus 2000'i Londra'da bulmak kadar kolay olsaydı be Harry.
Nereye gideceğini biliyorsan bulursun.
Diyen Hagrid'in dediği gibi kolay olsa keşke ama ben bilmiyorum. En iyisi siz beni o Diagon Yolu'nda bırakın, sonsuza dek orada kalabilirim. :)
İlginç malzemeler satan dükkanlarda, büyülü caddelerde dolaşmak çok keyifli olsa gerek. Hem böylece ismi lazım değil diye çekindiğimiz korkularımızı yenmiş oluruz. İçimizde büyüttükçe bizi daha da esir alıyor farkında bile değiliz...
Tabi bunlar olurken etrafta sizi sinsice izleyen, bir hata yapmanızı iştahlı bir şekilde ellerini ovuşturarak bekleyen, eski işkence yöntemlerini ve çocuk çığlıklarını özleyen Argus Filch'lerin olduğunu da unutmamak gerek. Rivayet odur ki Filch, 100 gözü olup sürekli etrafı gözetleyen, uyuduğu zaman bile 50 gözünden fazlasını kapatmayan bir Yunan Tanrısı imiş. Dikkat etmek lazım böyle kenafir gözlülere. :)
Susan Bones gibi sırf yönetmenin saftirik kızı diye, her sahnede gözümüze sokulan arkası kuvvetli olanlar da vardır. Bu gibiler hayatta hep bir adım önümüzdedir, her bir köşe başında dayısı vardır.
Bir de Neredeyse Başsız Nick gibi soğuk şakalar yapmaktan hoşlanan, kendini komik zanneden, esprilerine gülünmeyen tipler vardır. Artık onları olduğu gibi kabul etmekten başka çare yoktur.
Hogwarts'ın ilk gecesinde, yatakhânenin penceresinin kenarında oturup, o eşsiz manzarayı seyreden Harry'nin yerine koyarsın kendini ve yurtta geçirilen ilk gecedeki o kız gelir aklına. Üzülürsün, geçmişe gidip onu bağrına basmak ve gözyaşlarıni silmek istersin ellerinle...
Bazen de Şeytan Tuzağı'nda sakin ve hareketsiz olmak lazım ama biz rahat durmayız. Kımıldadıkça batan Ron gibi yavaş yavaş kaybolup gidecekken, bizi oradan çıkaracak Hermione gibi bir dost eline ihtiyaç duyarız.
Şeytan tuzağı, şeytan tuzağı ölümcül eğlence ama kaçar güneşi görünce...
Diyerek güneş gibi doğar hayatımıza ve düştüğümüz bataklıktan kurtarır. Tabi Ron gibi şanslı olmak bu işin en önemli püf noktası. :)
Bir yılbaşı gecesi Harry'nin Kelid Aynası'nın büyülü atmosferinde saatlerce hareketsiz durması, belki de hayatta sahip olamadıklarımızı, tutkularımızı, başarı heveslerimizi bize yalancıktan da olsa tattırdığı için güzel geliyordur.
Hem bu ayna bize yüreğimizin derinliklerindekileri göstermiyor mu? Kimseye ve belki de kendimize dahi itiraf edemediklerimizi orada seyretmek fikri beni benden alıyor. İşte filmin içinde yaşamak için bir neden daha. :)
Filme ve kitaba adını veren o kırmızı parlak Felsefe Taşı'na bir an olsun dokunmak istemeyen olmamıştır herhalde. :) Metalleri altına dönüştürmesinden ziyâde, ölümsüzlük bahşetmesi kısmıyla yakından ilgileniyorum, tıpkı şu anda ismi lazım olan Lord Voldemort gibi. :)
Tarihte gerçekten taşı bulduğuna inanılan Nicolas Flamel'in günümüzde bile yaşadığına inananlar var, ben de onlardan biriyim. :)
Bugün onların olsun ama uğrunda çok uğraştığım gelecek benimdir.
Diyen Tesla da seninle birliktedir umarım.🎈🙆♀️
Hayat bazen de hiç endişe duymayacağın silik tiplerin içinde bir canavar yattığı gerçeğini unutturur. Agatha Christie kitaplarındaki katillerden çoğunun, hiç şüphe edilmeyen silik-korkak tiplerden çıktığı gerçeğini de göz önünde bulundurursak; kendi gölgesinden korkan, heyecanlanınca kekeleyen Prof. Quirrel'ın içindeki kötülüğü tahmin etmeliydik ama Snape ona hep perde oldu.
Meğerse tüm kötülüğün kaynağı Quirrel'in kafasındaymış. :) İki yüzlüleri görmüştük ama bunu da görmedik demeyiz artık. :) Harry'nin annesinin ona bıraktığı sevgi izi sayesinde unufak oluşu ve Karanlık Lord 'un gölgelere karışması sanki dün gibi. 🙆♀️
Hayat sınavında da adaletsizlikler vardır. Tıpkı Slytherin'in bileğinin hakkıyla ve kurduğu tuzakların yardımıyla bölüm kupasını alacakken, Dumbledore'un son anda son sıradaki Gryffindor'a puanlar dağıtmasıyla geriye düşmesini izlediğimiz gibi.
Düşmanlarınıza karşı çıkmak büyük cesaret gerektirir ama arkadaşlarınıza karşı çıkmak daha büyük cesarettir.
Diyerek Neville'i taltif etmesine diyecek tek bir sözümüz yoktur. Yazık çocuk bu övgü dolu sözleri duymasına rağmen kendi bile inanamamıştır. Hep gülünç durumda olacak değilsin ya aslan yürekli Neville. 🙂
Bana, neyin kafasını yaşıyor bu diyebilirsiniz. Zaten da daha önce benim için kafanın içinde başka kafalar var sanki demişti. Şimdi düşündüm de umarım Prof. Quirrel 'inki gibi bir şey kast etmemiştir. 🤷♀️
Düşünsenize ilk kitabın 1997'de basılmasının ardından tam 21 yıl geçmiş. 2001'de çekilen Harry Potter ve Felsefe Taşı üzerinden de 17 yıl geçmiş ama sanki dün çıkmış, dün okumuş, dün izlemiş gibi değil mi?
《daha dün yayınlandıydı kanal d'de karikatürü enter》
Bir çocuğun yetişkinler dünyasından kaçıp, her açıdan güçlü olduğu bir yere gitmesi fikri bana çok çekici geldi. (J.K. Rowling)
Belki de verilecek en net cevap buydu. Hepimizin bir dayanma noktası oluyor. Bazı şeyler üzerimize üzerimize geldiğinde, karanlık üstümüze bir Ruh Emici gibi çöktüğünde nefes alabilmek için bir pencereye ihtiyaç duyarız. Tabi ki daha iç açıcı bir manzaraya sahip pencere olmalı bu. İşte büyülü Hogwarts'ın dünyası da tam olarak bunları karşılar nitelikte.
Hem Dumbledore şöyle dememiş miydi?
Hogwarts'ta isteyen herkese yardım edilir...
Kaçış Edebiyatı diye tanımlanan tür işte buydu. Yalnız bu kaçış sözcüğüne de haksız bir şekilde negatif mânâlar yüklendiğini söyler Tolkien.
Kendini hapiste bulan bir insan, kalkıp evine gitmek istedi diye onu nasıl küçümseyebiliriz? Ya da kaçamıyorsa bile duvarlar ve gardiyanlar dışında bir şeylerden söz etmesi suç mu? Mahkum onu görmese de dışarıdaki dünya hâlâ gerçektir.
Not: Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı bilmeyenler ve izlemeyenler için Azkaban'lık biri gibi görünebilirim affedin. Yine uzun olmuş ama bu hiç sorun olmayacaktır Harry fanlarınca. :)
Okuyan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ve Bertie Botts'ın her lezzetten fasulyeleri'nden ikram ediyorum.🙆🍭🍬