Koşup duruyordu
Koş ama! Dedim,
Düşecekti,
Düşme! Dedim,
Düştü,
Ayağa kalktı
Bana yürüdü,
DostuM!
Çok mutluyum. Dedi
Neden? Dedim.
Koşuyordum ama neden koştuğumu bilmiyordum. Dedi.
Yani? Dedim.
Sen seslenince anladım. Dedi.
Ne anladın? Dedim.
Düşmek istiyordum, bile isteye. Dedi.
Göz göre göre! Dedi.
Birinin benim Düşmememi istediğini bilerek
O mutluluğun bana verdiği keyifle
Dizimin patladığını hissetmeyeceğimi bilerek
Sen DüşMe de diye,
Düşmek için koşuyormuşum. Dedi.
Ah! Dedim.
Son defa uyanınca güne merhaba diyecekmiş gibi ilk rüyasına uyanacakmışçasına baştan yenik olmaya alışmaya alışamayan yüzüne kimsenin bakmadığını fark ettiği noktada olan aşkı için kara kaplı defterine akıttığı gözyaşlarına ağlamak diyemeyecek kadar sert dipnotlarla dolu bu hayatta ne güzel bir ayrıntısın sen. Dedim.
Hayatın güzelliğini göremeyen gözleri, çok uzaktan gelen karamsarlığın sesi sağır eder. Artık onlar hem kör hem sağır olmuşlardır, ta ki kör gözleriyle karanlıkta bir ışık görene kadar. İşte o zaman sağırlıktan kurtulurlar ama ilk duyacakları ses yeniden çoook uzaklardaki karamsarlığın sesi olacaktır. Eğer mücadele edip bu sesin ne kadar uzaktan geldiğini anlayabilirlerse karamsarlığın sesi onları evin diğer odasında yere düşen toplu iğnenin yere düşme sesi kadar rahatsız edebilir ve kör gözler açılır, artık hayat güzeldir. Dedi.
Gel Sarılalım Dedim.
Sarıldık.
Okuyup bana katlanan herkese teşekkür ederim. Bir sonraki postta görüşmek üzere derken, sizleri "Light in Babylon" grubunun, Hinech Yafa şarkısını İstiklal Caddesinde seslendirdiği muhteşem performans ile başbaşa bırakıyorum.
Saygı ve sevgiler.
Story & Image Copyright : Zihnimin Abuk Kuşu - OTahirOZGN