Merhaba,
Röportaj serisine devam edeceğim demiştim ama kara bulutlar peşimi bırakmadı. Tam röportajı yapacak bir stimyan buluyorum ki; aşırı de-motive olduğundan röportaj tamamlanamıyor. Herkes ne olacak bu sitim’in hali derdinde. Duydum ki bir grup Stiim Artışı duasına çıkmış. Ne diyim, dualarının kabul olması ve sitiimin hakettiği yer olan $10 lar ligine ulaşması dileğiyle.
Bir grup ise sitiimit’e dejavu taklalar attırıcasına, paralel sitiimit evrenleri keşfine çıkmış meğerse. Şu paralel evrene bir de ben kafayı uzatayım dedim; nedir ne değildir diye, ama içeri sızamadım. Dışarıdan baktığımda ise sitiimit evreninin neredeyse birebiri. Sadece geçmişi tekrarlıyor. Bu evrenden bir cacık olur mu bilmiyorum ama ben pek olamayacağını düşünüyorum.
Ben sızamadım ya içeri, mundar işte!
Her neyse en sonunda bir röportaj gerçekleştirebildim. Bu sefer ki konuğumuz sevgili . Aslında kendisini yakalamam bir hayli zor oldu. Yakalayabilmek için Mecidiyeköy'ün altını üstüne getirdim, üniversite kampüslerinde voltalar attım ama bir türlü bulamadım. Sonra nedense bir ışık çaktı beynimde ve ortalıklarda olmayan
’un nerede olabileceğinden emin oldum. Tabii ki Nefrusta Ormanı’ında olmalıydı. Hemen elimi cebime attım ve bir harita çıkmasını istedim. Evet istedim ve oldu, bir harita çıktı.
Nefrusta ormanına nasıl gidebilirimi gösteren bir haritaydı bu. Haritaya göre önce Pinsuva Nehri’ni buldum. Her ne kadar yüzmek ölüm riski taşır ve cildin erken yaşlanmasına neden olur tabelası da olsa, ben nehri yüzerek geçmeyi tercih ettim. Orman tarafına geçtikten sonra, meşhur Punka ağaçları karşımdaydı. Başka ağaç türü olmasa da, her ağacın altında birbirinden çok farklı ve daha önce hiç görmediğim bitkiler gördüm. Etrafta bu bitkilerin zehirli olabileceğine dair uyarılar olsa da, bir bitki beni çok cezbetti ve bir parça koparıp çiğnedim.
Ya çiğnediğim bitkinin etkisinden olacak ya da ormanın büyülü havasından; kısa bir süre sonra kanatlarım çıktılar ve ormanın üzerinde dolaştım. Bu şekilde ’u bulabilmem daha kolay olacaktı. Fakat gelin görün ki
’u da ormanın üzerinde havada uçarken buldum, yani resmen yerde ararken gökte buldum kendisini.
Kendisini bulmanın verdiği mutlukla cebimden çıkardığım çilek görünümlü bulutları gökyüzüne bıraktım. Gökyüzü adeta çilek tarlasına döndü ve buna çok şaşırdı.
Kendisiyle bir müddet sarıldık, atmosferde bir iki katman yukarıya çıktık ve serbest düşüşle çilek bulutların üzerine atladık. Çileğe batmış görünümümüz ikimizi de kahkahalara boğdu.
Her neyse sonrasında, bir çileğin benekleri arasında röportaja başlayabildik.
Şimdi sizi bu röportaj ile başbaşa bırakıyorum efenim.
Sevgili , bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Ederim tabii, en sevdiğim şeydir kendimden bahsetmek. Senden bahsetmedikten sonra aslında her şeyden bahsedebilirim.
'
Ya doktorcuğum bak seni bulmak için neler yaptım, bari sen bana sataşma
Bana ne ya, ben mi dedim sana beni bul diye. Hem beni keyfim gıcır buralarda, neden rahatsız ediyorsun ki?
'
Bak bu röportaj serisine başlarken senle röportaj yapmamam gerektiğini biliyordum ama..
Bi dursana, bırak hani ben kendimden bahsedecektim. Sus da bahsedeyim.
Bakın bir kere ben çevremi okuma konusunda fevkalade muhteşem derecede iyiyim. Kimsenin olamayacağı kadar çok çeşit arkadaşım var. Herkes aslında benimle arkadaş olmak istiyor. E bende yüce gönüllü ve anlayışlı bir insan olarak, onlarla arkadaş oluyorum. Ama dedim ya ben cin gibi bir adamım, şak diye karşımdakini çözümlüyorum. İnsanları dinlemeyi severim, en azından dinliyor gibi görünürüm. Aynı fikirde bile olsam biraz söylemlerinin zıddına giderek muhabbeti zenginleştirmeyi de severim. Hayır, benden ziyade, karşımdakinin kafası açılsın. Sırf onlar için nelere katlanıyorum bir bilsen. Sonra…
'
Tamam, çok teşekkürler, sanırım daha devam edeceksin ama röportajın ilerleyişi için bu kadar bahsetmen şimdilik yeterli.
Öf bi konuşturmadın ama…
'
Zaman zaman insanlara kızgın oluyorsun, zaman zaman da insanlara kızmaktan vazgeçiyorsun. Neden kızıyorsun ya da neden bir öyle bir böylesin?
Öncelikle, ben stabil düşünceye saplanmış ortalama bir insan değilim. Fikirlerim her zaman değişebilir. Kendimi yeniliyorum. Kendi düşünce sistemime güncellemeler yapıyorum ve bu hep böyle gidecek…. Bir dakika şu karşı bulutta bir kavga var, sanırım bir pelüş ayıcık ve bir dev kavga ediyor. Gidip ayırsak mı şunları?
'
Boşver ya dur ben buradan bir aduket göndereyim de dağılsınlar
Aaa ne güzel, adukette mi gönderebiliyorsun, ben sadece taygır taygır taygır aparkat yapabiliyorum.
'
Ben de onu yapamıyorum
Neyse ne diyorduk, amaaan boşver ya, zaten bir berber bir berbere gele beraber dedikten sonra ben bir şey desem ne olacak.
'
Ya bu ormanın havasından mıdır nedir, sanki bu röportaj bi değişik oluyor. Acaba bu röportajı okuyanların gözyaşlarını yasaklasakta mı saklasalar yoksa yasaklamasakta mı saklasalar?
Ahahaa, yasaklamayalım. Sevmem yasakları.
'
Demek öyle, çok enteresan. Peki elinde sihirli bir dernek olsa ne yapardın mesela?
Ya öyle bir dernek olsa hemen kapatırlardı, izin vermezlerdi ki.
'
Değil mi ya, kesin kapatılmıştı. Peki bir motton var mıdır?
Olabilir yani mottomudur bilmem ama future is just an illusion bence de. Sence?
'
Bence gelecek de bir gün gidecek.
Bak Adana’da bir söz vardır. Derler ki “Demirden korksak trene binmezdik”. İşte Gelecekten korksak, hayata gelmezdik bence de. Sence?
'
Peki uçağa binerler miymiş?
Öff be ya uçak muçak bunlar boş işler. Bana daha bilimsel şeylerle gel. Mesela bana “Dünya üzerinde karbon ile oluşturulabilecek moleküllerin toplamı kalan tüm moleküllerden daha fazladır. Karbon bu bağlamda evrenin temelini oluşturur” de canımı ye.
'
Can sevmiyorum ben, ama can eriği severim bak. Onu yerim.
Bana da getirsene.
'
Getiririm getirmesine de…peki neden Sitiiiimit?
Mitleri oldum olası çok sevdim ben, ister sitiMİT, ister siMİT..
'
Vallaha mı? A dur kafana at konmuş. Hareket etme de şunu bi kışkışlıyım…Hareket etme dedim ama bak saç oldu kafana yerleşti. Neyse saçın gürleşti.
Atdan saç iyidir iyi.
'
Peki hala izliyor mudur?
İzlemiyor sanımca.
'
Anladım. Neyse bi soru daha, Steemit’te en sevdiğin yazar / hesap? Ama sadece bir tane lütfen.
Lan bunu sormayacaktın işte. Bunu söylemek bana çok zor geliyor ama dürüst olmak zorunda hissediyorum kendimi. Belki de saçımdaki at beni dürüst olmaya zorluyordur. Kendisini sevdiğimi sanmasın lütfen ama cevabım
.
'
Vayy hiç beklemiyordum ama nedense şaşırmadım da. Neyse ya ben gideyim artık, başım çok ağrıyor. Bak şurada kocaman bir elma var, ben onun içindeki kurtçuk kanallarına girip sızacağım. Lütfen evimde uyanayım
Şşş o işi olmuş bil. Burası Nefrusta, uyumadan önce ne dilersen o olur. Hadi bay.
Bay doktorcuğum bayyy…
'
Story & Image Copyright: OTahirZGN