Değerli Sahip,
Her gün mektubuna cevap verebilmek için bir şeyler yazmaya çalışıyorum ama yazamıyorum. Benden öyle hızlı cevaplar beklemezsen sevinirim. Umarım bu arada merak edip, kendini Ruhsuz hissetmemişsindir.
Sormuşsun bana, “Ruhlara kurşun işler mi?” diye.
Kısa cevap veriyorum ve Bilmiyorum! Diyorum. Daha önce hiç tecrübe edilmedi.
Ruhlara ne işler? Sorusuna ise nasıl cevap verebilirim onu da pek bilmiyorum. Ruha işleyen bir şey olursa emin ol herkesten önce sen hissedersin.
Mesela, dün bana çok işledin.
Kreşteki minik kızının yılsonu gösterisini izlerken mesela çok feci işledin bana. Hala etkisinde olduğumu gizleyecek değilim.
Çocuklar ne kadar masumlar değil mi? Bu masumiyetten etkilenmemek elde değil. Ya da etkilenmeyenler var mıdır bilemiyorum.
Hani dinler insanlara Tanrı’nın ne kadar merhamet sahibi olduğunu ve hatta kendi ruhundan bir ruh üflediğini söylerler ya. Bence Tanrıya inanıp, Tanrıdan çokça merhamet bekleyenlerin en çok merhamete sahip olması gerekmektedir.
Hatta İslam kaynaklarında bir hadiste “Kul beni nasıl bilirse o kuluma öyle davranırım” denir ya, işte insan gerçekten Tanrısını nasıl bilirse öyle davranmalı ki öyle karşılık görebilsin. Yani bilmek demek onu yaşamaktır değil mi? Öyleyse, her masuma, her çocuğa, her hayvana ve de insanlara, her daim merhametle yaklaşanlar bulacaktır o merhameti. Bilemiyorum, ben altı üstü bir Ruhum, yorumum ne kadar geçerlidir emin değilim ama siz insanlar merhametle donatılısınız. Bu merhamet sizi ve Dünyanızı güzelleştirecektir, lütfen merhametten vazgeçmeyin.
Bak şimdi yine aklıma düştü Nazım’ın şiiri;
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
Neyse ki siz şanslısınız, çocukları koruyan bir Dünya'da yaşıyorsunuz. “Çocuklar ölmesin” diyen annelerin çocuklarını korumak için koca koca mahpus evleriniz var. Orada çocuk doğurup, çocuk büyütülebiliyor ve dışarıdaki tehlikelerden korunabiliyorlar.
Mesela Plüton’da böyle bir korumacı yaklaşım olduğunu zannetmiyorum. Gerçi Plüton’u ne kadar ciddiye almalı ya da kıyas yapmalı bilemedim şimdi. Zaten kendisine “Cüce Gezegen” diyorlar. Ya hatta onu Gezegenlikten de atmışlardı. Nereden aklıma geldiyse şu bıcırık Plüton. Bir de kendisi hımbılın teki. Güneşin etrafını anca 248 yılda turlayabiliyor.
Off ya, bir an utandım kendimden. Merhamet falan derken, Plüton ile dalga geçer gibi konuştum.
Kalbi kırılmış mıdır?
Plütonlar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler!
Ey efendi Gezegenler!
Ey Kocaman Gezegenler!
Plütonlara iyi davranın, merhametinizi esirgemeyin üzerlerinden.
Plütonlar ağaca çıkabilsinler, koşabilsinler, bağırabilsinler, ortalığı dağıtabilsinler, coşup kahkahalar atarken size kızıp ayaklarını yere vurabilsinler. Ağlamak isteyenleri ağlasınlar ki rahatlasınlar. Sus ağlama demeyin Plütonlara. Uslu ol demeyin Plütonlara. Deli olmalı Plütonlar, bırakın delirsinler. Delirebildikleri kadar özgür olur Plütonlar. Özgürlüğün tadını bilen Plütonlar güzelleştirir Evreni. Beraber koşun, zıplayın, oyunlar oynayın onlarla.
Ahahahaa, Kızınla oynadığın Barbi oyunları hafızam da her zaman taptaze yer tutacak.
Kızma hemen, komik ve tatlı oluyorsun oynarken, aferin sana. Sen ki simgelere cinsiyetçi yaklaşımlar olmasın diye uğraşıp duruyorsun. Barbi alırken Betmen oyuncağı ya da tamir seti gibi şeyler alıyorsun yanında ama o seninle oynarken inatla Barbi bebeklerle oyun kuruyor ya, sana da pek yakışıyor.
Geçen sene yine bir gün Barbilerle oynuyordunuz da kızının kurduğu oyunda abla-kardeş barbilerin bisikletleri çalınmıştı da onlar da kılıçlarını alıp bisikletlerini aramaya çıkmışlardı ama sonra bulamamışlardı. Allahtan abla barbinin bir tane daha parası varmıştı ki markete gidip bir bisiklet daha almıştı. Ne eğlenceli oyunlar bunlar yahu. Ha bir de, sonra top havuzuna gidiyordu barbi ama top havuzunun kapısında bataklığa düşmüştü de kardeşini arayan abla barbi bataklığı tuttuğu gibi kaldırıp atmıştı. Ya bunlar gerçekten çok eğlenceli, valla dalga geçmek için yazmıyorum.
Neyse işte biz Ruhların çocukları yok, size imrenerek bakıyoruz.
Şanslısınız insanoğlu.
Seviyorum sizi. Siz de sevin birbirinizi. En çok da Plütonları sevin.
Mektubumu sonlandırırken sana bir çocuk korosu şarkısı bırakayım. Dinle bak ne güzeller.
Saygı ve Sevgiyle
Story & Image Copyright : Zihnimin Abuk Kuşu - OTahirZGN