Bahar köylerde, kasabalarda daha güzeldir. Bunun için de her birimiz baharda mümkün olduğu kadar köylere gitmeye can atıyoruz.
Geçen haftasonu ben de memlekete gittim. Oranın havası bir başkadır, sanki havayı su gibi içmek istiyorsun, nefes alınca havanın daha derine gittiğini hiss ediyorsun. Ben kasabaya vardığımda akşamdı, hava kararmışdı. Heyetteki köpekle bir az oynayıb, akşamın serin havasında yürüdüm.
Gece tez uyudum ve sabah saat altıda uyandım. Heyete çıktığımda manzara dün geceden farklıydı. Hava bir az soğukdu, kuşların sesi en güzel müzik gibiydi o an, güneş dağların arksından boylanıyordu. İtlerin, ineklerin ve ev kuşlarının sesleri bir-birine karışmıştı.
Bir kaç gün önce biçilmiş otları topladım, ve bunu yaparken inanılmaz zevk aldım. Ayva ağacının dibinde biten yeni yaprakların çoğunu kırdım ( onlar zaten bir işe yaramayacaktı, bense onlardan nefis bir sarma yapa bilirdim. Sarma ayva yaprakları ile başka bir lezzetli olur.)
Heyette biten yabani, ama yeyilen otlardan topladım. Onlardan yemek yapacaktım. Bu otlar hem şifalı, hem de bol vitaminlidir. Her birinin çayını da yapmak olar. Ben onlardan qutab( gözleme) ve dovğa yapacaktım.
Saat yedide bu zevk aldığım işleri bitirdikden sonra heyette oturub süt içtim. Güneş artık her tarafa ışık saçıyordu, yeni açmış bahar çiçeklerinin etri insanı mest ediyordu.
Bir az dinlendikden sonra topladığım otlardan dovğa pişirdim. Bu ayran, pirinc, yumurta ve yeşillliklerden yapılan çorbadır. Nane de ilave olunarsa daha güzel ve sağlıkı olur. Dovğayı kimi soğuk, kimi de sıcak sever. Ben sıcak severim ve naneli olması önemlidir.
Öylenden sonra şehire dönmeliydim. Kasabadan aldığım yoğurt, süt, köy yumurtası, heyetten topladığım ayva yaprakları ve yeşillikleri alıb şehire döndüm.
Çantam vitaminle, kalbim köyün saflığı, sessizliği ile doluydu...